27 Aralık 2009 Pazar
devamı var
çok düşünerek
çok taşınarak
yazmak için çıldırarak
elimde eteğimde ne varsa dökmek
anlatmak için çırpınarak
almadım klavyeyi elime
sadece bir ' bismillah' demek
bir geç kalış sonrası siftah yapmak
bir yerlerden yakalamak
yaşamı kayıt altına almaya kaldığım yerin biraz uzağından da olsa devam etmek için
bir anlamda yazmış olmak için
yazıyorum şu anda
düğmeye basıyorum.
beynimle senkron bir günlüğüm olsun
aklımdan geçenler derhal kaydolsun
kalemsiz klavyesiz tuşsuz dokunmasız
düşünerek sadece
tembel ben işi olsun
gölgelerin gücü bende olsun.
isteyenin bir yüzü.
çok taşınarak
yazmak için çıldırarak
elimde eteğimde ne varsa dökmek
anlatmak için çırpınarak
almadım klavyeyi elime
sadece bir ' bismillah' demek
bir geç kalış sonrası siftah yapmak
bir yerlerden yakalamak
yaşamı kayıt altına almaya kaldığım yerin biraz uzağından da olsa devam etmek için
bir anlamda yazmış olmak için
yazıyorum şu anda
düğmeye basıyorum.
beynimle senkron bir günlüğüm olsun
aklımdan geçenler derhal kaydolsun
kalemsiz klavyesiz tuşsuz dokunmasız
düşünerek sadece
tembel ben işi olsun
gölgelerin gücü bende olsun.
isteyenin bir yüzü.
28 Ekim 2009 Çarşamba
hiiç...
Bugünlerde bugünler çok çabuk dünler oluyor
kalan pek bir şey olmuyor
blog sessiz
Ayça blog a anlatmıyor
birikiyor
birikiyor
birikiyor
mesela
bugün yağmurlu kapalı hava diye başlamak istiyor.
Başlayamadan bitiriyor
anlayacağınızı umud ediyor
anlamasanız da olur diyor
...
kalan pek bir şey olmuyor
blog sessiz
Ayça blog a anlatmıyor
birikiyor
birikiyor
birikiyor
mesela
bugün yağmurlu kapalı hava diye başlamak istiyor.
Başlayamadan bitiriyor
anlayacağınızı umud ediyor
anlamasanız da olur diyor
...
16 Ağustos 2009 Pazar
kana kan
değer mi
değer kıymet bilmek kendinden başlar
ne kadar değerlisin
benden daha fazla
ne kadar değerliyim
senden fazla
sen kimsin
sen her kimsen kimsin
ben benim
benim
ne kadar değerlisin
benden daha fazla
ne kadar değerliyim
senden fazla
sen kimsin
sen her kimsen kimsin
ben benim
benim
Ce(hennem)nnet
hepimizin başka başka cennetleri,
zaman zaman o cennetimizde cehennem ediyoruz hayatı onlara
günahıyla sevabıyla
halbu ki yabancı onlar bizim cennetlerimize
zaman zaman o cennetimizde cehennem ediyoruz hayatı onlara
günahıyla sevabıyla
halbu ki yabancı onlar bizim cennetlerimize
15 Ağustos 2009 Cumartesi
işte öyle bir şey
gördüğüm uzaylı uzay makinası uçan daire uçan şey tanımlanamayan uçan ama çok hızlı uçan aynı zamanda ışık saçan şey hakkında yazmayı unuttum
göreli uzun zaman oldu
müzikli açık 1 mekandı
mekanda rengarenk ifil ifil kıyafetli kadınlar afilli delikanlılar gerdan kıvırtan müzik göz süzdüren ambians da vardı
bende alkol yoktu
siyah ve beyazdan başka üstümde renk de yoktu
biraz gerdan kıvırdım göz süzmedim
gözlerimin nereye baktığını karanlıkta sakladım
bir zaman sonra topuklu ayakkabılarım acı vermeye başladı
çıkardım
terliklerimi geçirdim ayağıma
kalabalıktan da sıkıldım
uzağa gitmek istedim
istediğim kadar olmasa da biraz uzaklaştım geceden
kendi geceme
denize yakın
daha az aydınlık
sakin
bir yer buldum kendime
muzik uzaktan davul sesi uzaktan
hoş geliyor
gökyüzünü seyrettim
çok yıldız vardı
hiç 1 i kaymadı
sonra...
sonrası sonra...
göreli uzun zaman oldu
müzikli açık 1 mekandı
mekanda rengarenk ifil ifil kıyafetli kadınlar afilli delikanlılar gerdan kıvırtan müzik göz süzdüren ambians da vardı
bende alkol yoktu
siyah ve beyazdan başka üstümde renk de yoktu
biraz gerdan kıvırdım göz süzmedim
gözlerimin nereye baktığını karanlıkta sakladım
bir zaman sonra topuklu ayakkabılarım acı vermeye başladı
çıkardım
terliklerimi geçirdim ayağıma
kalabalıktan da sıkıldım
uzağa gitmek istedim
istediğim kadar olmasa da biraz uzaklaştım geceden
kendi geceme
denize yakın
daha az aydınlık
sakin
bir yer buldum kendime
muzik uzaktan davul sesi uzaktan
hoş geliyor
gökyüzünü seyrettim
çok yıldız vardı
hiç 1 i kaymadı
sonra...
sonrası sonra...
11 Ağustos 2009 Salı
paranoya
Uzun zamandır kıpırdamamıştı içimde böylesine bir şeyler, taa o zamandan beri sakindim kıpırtısızdım. En vurdulu kırdılı günlerde bile - o belli günlerin dışında- olmadı soru işaretlerim.
Şimdi farklı
şimdi değişti
içimdekiler değişti
yerinden oynadı
kıtaların bir ucu yaklaştı birbirine bir ucu uzaklaştı
git geller çoğaldı
kıtalarım sıcak magma üzerinde yüzen sallar
magmanın altı çok sıcak,
merak çok sıcak
meraktan oldu her şey
bu gidişle meraktan olacak daha bir çok şey
iyi olacak kötü olacak zamanlı ya da zamansız
yine merak ediyorum
acaba böyle oldu çünkü aslında yani demek ki niye ki öyle ki?
benden ne saklıyorsun
benden saklıyorsun
benden sakladın
Şimdi farklı
şimdi değişti
içimdekiler değişti
yerinden oynadı
kıtaların bir ucu yaklaştı birbirine bir ucu uzaklaştı
git geller çoğaldı
kıtalarım sıcak magma üzerinde yüzen sallar
magmanın altı çok sıcak,
merak çok sıcak
meraktan oldu her şey
bu gidişle meraktan olacak daha bir çok şey
iyi olacak kötü olacak zamanlı ya da zamansız
yine merak ediyorum
acaba böyle oldu çünkü aslında yani demek ki niye ki öyle ki?
benden ne saklıyorsun
benden saklıyorsun
benden sakladın
9 Ağustos 2009 Pazar
Eğri oturup doğru konuşan'dan...
kimseye anlatma
kapat kulaklarını
dinleme kimsenin ahkam kesen sözlerini
kendini haklı çıkarmak isteyen seni de sustur biraz
haklı çıkabilirsin
haklı çıkarabilirsin kendini
bu mutlu eder mi ki seni
kapat kulaklarını
dinleme kimsenin ahkam kesen sözlerini
kendini haklı çıkarmak isteyen seni de sustur biraz
haklı çıkabilirsin
haklı çıkarabilirsin kendini
bu mutlu eder mi ki seni
12 Temmuz 2009 Pazar
Ne yaptığını biliyorum! (muyum?)
Her gün 'O' evden çıkarken çoktan uyanmış, kahvaltımı etmiş etrafta dolanıyor olurdum.
Aksilik işte ,
O gün kalktığımda evde kimse yoktu. Gitmişti. Ben mi çok uyumuştum, O mu güne erken başlamıştı bilmiyorum. Tek hatırladığım kapının kapanma sesinden önce hayal meyal bir evde biten içme suyuyla ilgili bana verdiği ültimatomlar ve benim hı hılarım...
Evet ben gözlerimi açtığımda O gitmişti ve o gün üzerine ne giydiğini, traş olup kokular sürünüp sürünmediğini, saçını hangi tarafa taradığını görememiştim.
Gerçi epi topu 2 tshirtü vardı. İkisi de siyah sadece birisi nispeten daha yeni olduğu için rengi biraz daha canlı siyah...
Hangisini giydiğinin ne önemi vardı
Kitaplarını almış mıydı?
Yakın gözlüğünü?
James Bond çantasını?
Deri eldivenlerini ve motosikletinin anahtarını?
Deri eldivenleri ve motosikletin anahtarı zaten yoktu.
Motosikleti de yoktu.
Yapış yapış bir güne uyandım ben de ardından
Sıcak nemli neme doygun bir gün
Ve spora gitmem gereken bir gün
45 dakika döner bir zemin üzerinde koşar adımlarla ilerleyip bir arpa boyu yol alamayacağım
Ağırlık kaldırıp indireceğim
Küçük büyük plates toplarını vücudumun orasına burasına koyup sıkıştıracağım
Kendi kendime 3 saat boyunca işkence edeceğim
Ve bunun için üstüne para ödeyeceğim bir gün
Nasıl isteksizdim...
Gittim
Saydığım her bir şeyi bir kaç tur yaptım
Terledim
2 kere tshirt değiştirdim
Yanımdaki koşu bandında ‘ dan dan’ yürüyen, kulağında mp3 playerı oldğu halde tv kumandasını evden getirmiş gibi elinden bırakmayıp
sürekli zap yapan
Şişko
Evet şiko ve çirkin ve sevimsiz ve yağlı ve itici kadına
İçimden lanetler yağdırdım
Bunların hepsi bir imtihandı ama
Bedenimi ve ruhumu eğitmemde bana yardımcı olan
Modern zamanın dervişlerine derviş adaylarına çekilecek çileler
Çektim ben de
Sineye çektim...
Koşu bandı üzerindeki 45 dakika
Saniyelerin saatler gibi geçtiği
O da bitti
Hepsi bitti
Daha salona yeni gelenlere Allah kurtarsın diyip çıktım.
Şükürler olsun yaradana.
Kadıköy Çarşısı
Yalandan vitrinlere baktım
Kitapçılara girdim
Kitaplara dokundum arka kapaklarını okudum
Yağmasam da gürledim
Sonra acıktım.
Geçiştiremedim açlığımı
Bastırmak işçin bir sandviç aldım
Meydanda
Kadıköye ayak basan herkesin geçmesi gereken bir noktadaki
Boş 1 banka oturdum
Ne keyif
Bin bir şekildeki bin bir eda hal tavırdaki insanoğlu karşında arzu endam ediyor
Sağlı sollu yanından geçip gidiyorlar
Hem sandviç ısır hem gözlemle hem eleştir
Şunun şurası olmamış bunun yanına bu yakışmamış şunun poposu büyük bunun boyu kısa
Bu fena değilmiş
...
İşte ne olduysa bu bank sefasında oldu.
Yolun karşısında duruyordu
Elinde bir kadın eli
Gözünde güneş gözlüğü
Önce emin olamadım
Yakınlaşıyorlardı
Bekledim
Aramızda 20 metre vardı artık
Ve emindim
Gerçi boyu 10 cm kadar uzamış, göbeği erimiş, saçlarına gürlük rengine parlaklık gelmişti
Üzerindeki tshirtün rengi açık maviydi
Uyurken bile çıkartmadığı siyah taşlı büyük yüzüğünden
James Bond çantasından eser yoktu
Hepsini bırakmış
Beyaz pantolonlu, annemden daha gen,ç daha zayıf, daha trendy, daha kızıl bir kadının elini almıştı ellerine
Yanımdan geçip gittiler
Beni tanınamazlıktan geldi
Ben de O’nu
Gözlerimi çevirdim telefonla konuşuyormuş gibi yaptım
Zaten çok sıcaktı
Bankta, güneşin altındaydım
Aksilik işte ,
O gün kalktığımda evde kimse yoktu. Gitmişti. Ben mi çok uyumuştum, O mu güne erken başlamıştı bilmiyorum. Tek hatırladığım kapının kapanma sesinden önce hayal meyal bir evde biten içme suyuyla ilgili bana verdiği ültimatomlar ve benim hı hılarım...
Evet ben gözlerimi açtığımda O gitmişti ve o gün üzerine ne giydiğini, traş olup kokular sürünüp sürünmediğini, saçını hangi tarafa taradığını görememiştim.
Gerçi epi topu 2 tshirtü vardı. İkisi de siyah sadece birisi nispeten daha yeni olduğu için rengi biraz daha canlı siyah...
Hangisini giydiğinin ne önemi vardı
Kitaplarını almış mıydı?
Yakın gözlüğünü?
James Bond çantasını?
Deri eldivenlerini ve motosikletinin anahtarını?
Deri eldivenleri ve motosikletin anahtarı zaten yoktu.
Motosikleti de yoktu.
Yapış yapış bir güne uyandım ben de ardından
Sıcak nemli neme doygun bir gün
Ve spora gitmem gereken bir gün
45 dakika döner bir zemin üzerinde koşar adımlarla ilerleyip bir arpa boyu yol alamayacağım
Ağırlık kaldırıp indireceğim
Küçük büyük plates toplarını vücudumun orasına burasına koyup sıkıştıracağım
Kendi kendime 3 saat boyunca işkence edeceğim
Ve bunun için üstüne para ödeyeceğim bir gün
Nasıl isteksizdim...
Gittim
Saydığım her bir şeyi bir kaç tur yaptım
Terledim
2 kere tshirt değiştirdim
Yanımdaki koşu bandında ‘ dan dan’ yürüyen, kulağında mp3 playerı oldğu halde tv kumandasını evden getirmiş gibi elinden bırakmayıp
sürekli zap yapan
Şişko
Evet şiko ve çirkin ve sevimsiz ve yağlı ve itici kadına
İçimden lanetler yağdırdım
Bunların hepsi bir imtihandı ama
Bedenimi ve ruhumu eğitmemde bana yardımcı olan
Modern zamanın dervişlerine derviş adaylarına çekilecek çileler
Çektim ben de
Sineye çektim...
Koşu bandı üzerindeki 45 dakika
Saniyelerin saatler gibi geçtiği
O da bitti
Hepsi bitti
Daha salona yeni gelenlere Allah kurtarsın diyip çıktım.
Şükürler olsun yaradana.
Kadıköy Çarşısı
Yalandan vitrinlere baktım
Kitapçılara girdim
Kitaplara dokundum arka kapaklarını okudum
Yağmasam da gürledim
Sonra acıktım.
Geçiştiremedim açlığımı
Bastırmak işçin bir sandviç aldım
Meydanda
Kadıköye ayak basan herkesin geçmesi gereken bir noktadaki
Boş 1 banka oturdum
Ne keyif
Bin bir şekildeki bin bir eda hal tavırdaki insanoğlu karşında arzu endam ediyor
Sağlı sollu yanından geçip gidiyorlar
Hem sandviç ısır hem gözlemle hem eleştir
Şunun şurası olmamış bunun yanına bu yakışmamış şunun poposu büyük bunun boyu kısa
Bu fena değilmiş
...
İşte ne olduysa bu bank sefasında oldu.
Yolun karşısında duruyordu
Elinde bir kadın eli
Gözünde güneş gözlüğü
Önce emin olamadım
Yakınlaşıyorlardı
Bekledim
Aramızda 20 metre vardı artık
Ve emindim
Gerçi boyu 10 cm kadar uzamış, göbeği erimiş, saçlarına gürlük rengine parlaklık gelmişti
Üzerindeki tshirtün rengi açık maviydi
Uyurken bile çıkartmadığı siyah taşlı büyük yüzüğünden
James Bond çantasından eser yoktu
Hepsini bırakmış
Beyaz pantolonlu, annemden daha gen,ç daha zayıf, daha trendy, daha kızıl bir kadının elini almıştı ellerine
Yanımdan geçip gittiler
Beni tanınamazlıktan geldi
Ben de O’nu
Gözlerimi çevirdim telefonla konuşuyormuş gibi yaptım
Zaten çok sıcaktı
Bankta, güneşin altındaydım
11 Temmuz 2009 Cumartesi
Michael Jackson'dan sonra en acı kaybım(ız)...
O'nun surprzi ile gelişini daha dün gibi hatırlıyorum
Küçücüktün
merdivelerden seni kucağıma alarak çıkarmıştım
sonra seni ellerimle büyüttüm
kocaman oldun
boyun boyumu aştı
Ne zaman içim sıkılsa bunalsam sana koşardım
nefesin bana hayat verirdi içimi ferahlatırdı
diz dizeydik göz gözeydik çoğu günler
etrafımda döner dururdun
Çıtın çıkmazdı onca işi huşu içinde kimseyi rahatsız etmeden yapardın
Sonra gelişin gibi ani oldu ebediyete göçüşün
sus pus oldun
durdun
boynun büküldü kalbin atmaz oldu
bir gece vaktiydi
evimize iyice karanlık çöktü
nefes alamaz oldum
inanmak istemedim
nabzına baktım rengine baktım
ama sen gitmiştin
seni çok mu yordum
üzdüm mü
cereyanda mı kaldın
ilgisiz mi bıraktım...
Sonra O'na mesaj attım.
'Gitti, artık yok, artık nefesini hissedemiyorum yüzümde' dedim.
Kızdı
'Aldınız sonunda canını' dedi
ünlemler gönderdi.
Cevap vermedim
Her şey birden bire olmuştu
varlığı birden bire
gidişi birden bire
sen birden bire
ben birden bire
ve biz de nasolsa yok olacağız günün birinde
ve yine birden bire....
Beraber sadece 2 gün geçirmiş olamamıza rağmen
Vantilatörümü özlüyorum
O benim ilk göz ağrımdı
sonrakiler de hep O'nu arayacağımı ve bulamayacağımı şimdiden biliyorum.
Rahat uyu...
Küçücüktün
merdivelerden seni kucağıma alarak çıkarmıştım
sonra seni ellerimle büyüttüm
kocaman oldun
boyun boyumu aştı
Ne zaman içim sıkılsa bunalsam sana koşardım
nefesin bana hayat verirdi içimi ferahlatırdı
diz dizeydik göz gözeydik çoğu günler
etrafımda döner dururdun
Çıtın çıkmazdı onca işi huşu içinde kimseyi rahatsız etmeden yapardın
Sonra gelişin gibi ani oldu ebediyete göçüşün
sus pus oldun
durdun
boynun büküldü kalbin atmaz oldu
bir gece vaktiydi
evimize iyice karanlık çöktü
nefes alamaz oldum
inanmak istemedim
nabzına baktım rengine baktım
ama sen gitmiştin
seni çok mu yordum
üzdüm mü
cereyanda mı kaldın
ilgisiz mi bıraktım...
Sonra O'na mesaj attım.
'Gitti, artık yok, artık nefesini hissedemiyorum yüzümde' dedim.
Kızdı
'Aldınız sonunda canını' dedi
ünlemler gönderdi.
Cevap vermedim
Her şey birden bire olmuştu
varlığı birden bire
gidişi birden bire
sen birden bire
ben birden bire
ve biz de nasolsa yok olacağız günün birinde
ve yine birden bire....
Beraber sadece 2 gün geçirmiş olamamıza rağmen
Vantilatörümü özlüyorum
O benim ilk göz ağrımdı
sonrakiler de hep O'nu arayacağımı ve bulamayacağımı şimdiden biliyorum.
Rahat uyu...
10 Temmuz 2009 Cuma
Bin bilsen de bir bilene...
Bir yerlere gidip oranın bir bileni olmak
oralardan bildiren olmak istiyorum
gelip bana sorsunlar
' nasıl bilirsiniz ' desinler
suyu içilir mi kızı alınır mı, ekmeği yenir mi, yüzüne bakılır mı, yolundan geçilir mi, duası tutar mı desinler
ateş yaksınlar etafına oturup karanlıkta anlattığım yarı hayal yarı gerçek hikayelerimi dinlesinler
candan inansınlar
aaaaaa desinler
gözlerini kulaklarını 4 açsınlar
bire bin katarak birbirlerine anlatsınlar
beni bir masal kahramanı yapsınlar
yaşlı genç kadın erkek
kapımı çalsınlar
çekinerek girsinler
1 istirhamım vardı desinler
o sıra bağdaş kurmuş cumbada oturuyor olsam
bir elimde tesbih bir elimde nargilemin marpucu
sessizce dinlesem
hafifçe başımı sallasam
bir süre konuşmadan camdan uzaklara sonra da hafifçe gökyüzüne yukarılara baksam
sonra dönsem ve gözlerinin içine bakarak
aslında hep aynı cevabı versem
'cevap sende gizlidir' desem
ihtiyacı olana sadece ihtiyacı olan cesareti yüklesem
hem bilemeyen olmasam hem gizemli kalsam...
modern zamanlarda tekke ve zaviyesiz ortamda
üfürüksüz, dervişsiz, herkesin her şeyi bilebildiği zamanda
olur mu böyle derseniz
kimse çalmaz kapını derseniz
dedem korkut a mı özendin yoksa Adıyaman şeyhlerine mi derseniz
kim artık bu kadar cahil bu kadar kör bu kadar inanmaya açık
medet umar her sakallıdan her ufka derin derin bakandan derseniz
size baksam
gözlerinizin taa içine baksam
ve ağır oturaklı şöyle desem
' cevap sizde gizlidir'
Ne dersiniz....
oralardan bildiren olmak istiyorum
gelip bana sorsunlar
' nasıl bilirsiniz ' desinler
suyu içilir mi kızı alınır mı, ekmeği yenir mi, yüzüne bakılır mı, yolundan geçilir mi, duası tutar mı desinler
ateş yaksınlar etafına oturup karanlıkta anlattığım yarı hayal yarı gerçek hikayelerimi dinlesinler
candan inansınlar
aaaaaa desinler
gözlerini kulaklarını 4 açsınlar
bire bin katarak birbirlerine anlatsınlar
beni bir masal kahramanı yapsınlar
yaşlı genç kadın erkek
kapımı çalsınlar
çekinerek girsinler
1 istirhamım vardı desinler
o sıra bağdaş kurmuş cumbada oturuyor olsam
bir elimde tesbih bir elimde nargilemin marpucu
sessizce dinlesem
hafifçe başımı sallasam
bir süre konuşmadan camdan uzaklara sonra da hafifçe gökyüzüne yukarılara baksam
sonra dönsem ve gözlerinin içine bakarak
aslında hep aynı cevabı versem
'cevap sende gizlidir' desem
ihtiyacı olana sadece ihtiyacı olan cesareti yüklesem
hem bilemeyen olmasam hem gizemli kalsam...
modern zamanlarda tekke ve zaviyesiz ortamda
üfürüksüz, dervişsiz, herkesin her şeyi bilebildiği zamanda
olur mu böyle derseniz
kimse çalmaz kapını derseniz
dedem korkut a mı özendin yoksa Adıyaman şeyhlerine mi derseniz
kim artık bu kadar cahil bu kadar kör bu kadar inanmaya açık
medet umar her sakallıdan her ufka derin derin bakandan derseniz
size baksam
gözlerinizin taa içine baksam
ve ağır oturaklı şöyle desem
' cevap sizde gizlidir'
Ne dersiniz....
Cehennem demo yayını
Üşümek istiyorum
rüzgar essin yağmur yağsın
kar topu yapayım
karda kayıp düşeyim
yağmurda pantalonumun paçaları çamur içinde kalsın
hava erken kararsa bile olur
yeter ki yaz bitsin
yaz gitsin.
bahar gelsin
iklimler
içimdeki iklimler kadar umulmadık ve bunaltıcı
değişsin
vantilatör sıcak üflemesin
küre ısınmasın
küre soğusun
Ayça bunalmasın
Ayçalar bunalmasın
insanlar sinir krizi geçirmesin
asfaltlar erimesin
ter olmasın
havadan sudan kavgalar çıkmasın
bu havalar başka hiç 1 şairi memuru patronu işsizi mafetmesin
Allah bu dualarımızı kabul etsin
Amin.
rüzgar essin yağmur yağsın
kar topu yapayım
karda kayıp düşeyim
yağmurda pantalonumun paçaları çamur içinde kalsın
hava erken kararsa bile olur
yeter ki yaz bitsin
yaz gitsin.
bahar gelsin
iklimler
içimdeki iklimler kadar umulmadık ve bunaltıcı
değişsin
vantilatör sıcak üflemesin
küre ısınmasın
küre soğusun
Ayça bunalmasın
Ayçalar bunalmasın
insanlar sinir krizi geçirmesin
asfaltlar erimesin
ter olmasın
havadan sudan kavgalar çıkmasın
bu havalar başka hiç 1 şairi memuru patronu işsizi mafetmesin
Allah bu dualarımızı kabul etsin
Amin.
6 Temmuz 2009 Pazartesi
nektarin
nektarinin başlıca 2 yan etkisi oluyor vücuda
birincisi eğer ki hele tam olgunlamamış nektarin yemekteyseniz
aralıklarla devam eden bir çene ağrısı hasıl oluyor
ikincisi daha uzun süre etkisini hissettiriyor
bağırsaklar tıkanıyor
karın bölgesinde şişlik gözlemleniyor
günün alışılmış zamanlarındaki
geleneksellemiş aktivitelerde duraksama yaşanıyor
Rahatsız edici
bugün 3 adet, tam olgunlaşmış nektarin yedim
şu an çenedeki ağrı kısmı başladı
sabaha da diğer alanda ne gibi gelişmeler olmuş tecrübe edeceğim
sevmiyorum nektarin
birincisi eğer ki hele tam olgunlamamış nektarin yemekteyseniz
aralıklarla devam eden bir çene ağrısı hasıl oluyor
ikincisi daha uzun süre etkisini hissettiriyor
bağırsaklar tıkanıyor
karın bölgesinde şişlik gözlemleniyor
günün alışılmış zamanlarındaki
geleneksellemiş aktivitelerde duraksama yaşanıyor
Rahatsız edici
bugün 3 adet, tam olgunlaşmış nektarin yedim
şu an çenedeki ağrı kısmı başladı
sabaha da diğer alanda ne gibi gelişmeler olmuş tecrübe edeceğim
sevmiyorum nektarin
3 Temmuz 2009 Cuma
daha sıcak olacak...
zaten sıcaktı
daha sıcak oldu
telefondaydım
bu akşam ne yapmalı nereye gitmeli nereye gitmemeli plansızlığındaydım
gümbürtü
yangın var bağırışı
şaka mı?
terasa çıktım
2 yanımızdaki ahşap ev
alevlerin sıcaklığından içeri girdim
korktum
yangında ilk kurtarılacak
Luna Ben ve Bilgisayarım
ama üzerimdeki ince elbiseyle nereye
ne bulduysam geçirdim üstüme
kaçtım
Çamlıca korsundan bildiriyorum
söndürülen evden yükselen dumanlar ve ağır bir koku kaldı
sıcaktı daha sıcak oldu
beterin beteri oldu
Luna ben ve bilgisayarım korudayız
bir süre daha burdayız...
daha sıcak oldu
telefondaydım
bu akşam ne yapmalı nereye gitmeli nereye gitmemeli plansızlığındaydım
gümbürtü
yangın var bağırışı
şaka mı?
terasa çıktım
2 yanımızdaki ahşap ev
alevlerin sıcaklığından içeri girdim
korktum
yangında ilk kurtarılacak
Luna Ben ve Bilgisayarım
ama üzerimdeki ince elbiseyle nereye
ne bulduysam geçirdim üstüme
kaçtım
Çamlıca korsundan bildiriyorum
söndürülen evden yükselen dumanlar ve ağır bir koku kaldı
sıcaktı daha sıcak oldu
beterin beteri oldu
Luna ben ve bilgisayarım korudayız
bir süre daha burdayız...
S.I.C.A.K
Her şeye rağmen sıcak olduğunu söyleyebilirim
her şeye rağmen
üzerimdeki yarım milimden kalın olmayan çiçekli kolsuz elbiseye
bütün pencere ve bilumum balkon kapılarının sonuna kadar açık olmasına
havanın geçen günlere oranlara nispeten bulutluluğuna
evde terliksiz dolaşıyor olmama ve zemindeki halı ve benzeri her nesneyi kaldırmama
saçlarımı at kuyruk yapmış olmama
beden ısımı artıracak bir faliyet sergilememe ( sadece parmaklarım klavyede geziniyor)
ocakta yemek olmamasına
yani her şeye rağmen
sıcak
ve bu sıcak beni bunaltıyor...
her şeye rağmen
üzerimdeki yarım milimden kalın olmayan çiçekli kolsuz elbiseye
bütün pencere ve bilumum balkon kapılarının sonuna kadar açık olmasına
havanın geçen günlere oranlara nispeten bulutluluğuna
evde terliksiz dolaşıyor olmama ve zemindeki halı ve benzeri her nesneyi kaldırmama
saçlarımı at kuyruk yapmış olmama
beden ısımı artıracak bir faliyet sergilememe ( sadece parmaklarım klavyede geziniyor)
ocakta yemek olmamasına
yani her şeye rağmen
sıcak
ve bu sıcak beni bunaltıyor...
Bu sabah sen uyurken...
Uyandım yine.
Saat sabah 04.30.
İçimde bir şeylerin boşluğu. Uyumamalıyım, uyanığım ama yetmiyor, bir şeyler yapmalı
Terasa çıktım ezan okunmaya başladı köpekler uluyor herkes uykuda
Midemde bulantı var
Neden uyanıyorum bu saatlerde
Bir görevim var ve ne olduğunu bilmiyorum
Okumalı mıyım
Yazmalı mı
Araştırmalı mı
Lunayı tuvalete mi çıkarmalı
Sorgulamalı mı
Gece boyunca rüyamda işlerle uğraştım
İşler???
Yarım saat geçti
Aynada yüzüme baktım
Deniz, yağlı krem sonrası sivilceler
Yüzüme ilaç sürdüm
Hava hafif aydınlandı
İçimdeki boşluk azalmıyor
Midemdeki boşluğu da daha hisseder oldum
Karnımdaki gaz, belki de tüm bunların nedeni o gaz ve toz bulutu
Dünya ne de olsa onun üzerine kurulu...
Başlayacak olan günün rutinleri beni şimdiden yordu
Sanki bir geçiş dönemi
Biliyorum ki bu dönem kısa sürecek
Ve elimi kolumu fazla kıpırdatmak istemiyorum
Çünkü zaten o ha geldi ha gelecek
Ama o kimdir nedir bilmiyorum
Bir his...
Korkmuyorum sevinç de yok gayet nötr
Bir uzay aracı evimizin terasına yanaşacak ve ben bu anlamsız mekandan uzaklaşacağım
Hava iyice aydınlandı
Evin önündeki anayoldan geçen araç sayısı arttı
İşte yine başlıyoruz...
Kargalar
Çok fazla çok sesli çok güçlüler
Şimdi serçeler hep bir ağızdan küçük ama çoklar
Daha sık esnemeye başladım
Back to the sleep?
Bir köşem olmalı
Bir odam olmalı
Bir evim olmalı
Şimdi saat 05.25
Saat sabah 04.30.
İçimde bir şeylerin boşluğu. Uyumamalıyım, uyanığım ama yetmiyor, bir şeyler yapmalı
Terasa çıktım ezan okunmaya başladı köpekler uluyor herkes uykuda
Midemde bulantı var
Neden uyanıyorum bu saatlerde
Bir görevim var ve ne olduğunu bilmiyorum
Okumalı mıyım
Yazmalı mı
Araştırmalı mı
Lunayı tuvalete mi çıkarmalı
Sorgulamalı mı
Gece boyunca rüyamda işlerle uğraştım
İşler???
Yarım saat geçti
Aynada yüzüme baktım
Deniz, yağlı krem sonrası sivilceler
Yüzüme ilaç sürdüm
Hava hafif aydınlandı
İçimdeki boşluk azalmıyor
Midemdeki boşluğu da daha hisseder oldum
Karnımdaki gaz, belki de tüm bunların nedeni o gaz ve toz bulutu
Dünya ne de olsa onun üzerine kurulu...
Başlayacak olan günün rutinleri beni şimdiden yordu
Sanki bir geçiş dönemi
Biliyorum ki bu dönem kısa sürecek
Ve elimi kolumu fazla kıpırdatmak istemiyorum
Çünkü zaten o ha geldi ha gelecek
Ama o kimdir nedir bilmiyorum
Bir his...
Korkmuyorum sevinç de yok gayet nötr
Bir uzay aracı evimizin terasına yanaşacak ve ben bu anlamsız mekandan uzaklaşacağım
Hava iyice aydınlandı
Evin önündeki anayoldan geçen araç sayısı arttı
İşte yine başlıyoruz...
Kargalar
Çok fazla çok sesli çok güçlüler
Şimdi serçeler hep bir ağızdan küçük ama çoklar
Daha sık esnemeye başladım
Back to the sleep?
Bir köşem olmalı
Bir odam olmalı
Bir evim olmalı
Şimdi saat 05.25
16 Haziran 2009 Salı
Hesap Kitap yapanlara yapıldığını sananlara hayatını pogramlama derdi olanlara
ömür dediğin üç gündür
dün geldi geçti, yarın meçhuldür
o halde ömür dediğin bir gündür,
o da bugündür
Özdemir Asaf
dün geldi geçti, yarın meçhuldür
o halde ömür dediğin bir gündür,
o da bugündür
Özdemir Asaf
Dönmek, en başa dönmek
Döngüyü kısırlaştıranlara lanet olsun
döngüye hapsolanlara lanet olsun
ağzından çıkanların sığlığında hem kendisini hem de karşısındakini boğanlara lanet olsun
ve bunun farkında olmayan farkındalığını umursamayanlara
lanet olsun
beni bu güzel sabahta lanet okutanlara
ofisteki bozuk klimayı tamir ettirmeyip bu kelimeleri yazarken kan ter içinde kalmama neden olanlara
çocukluğun çocuk olmanın ne denli önemli bir mertebe olduğunu bilmeyenlere
sabit olan her şeye herkese her bakışa her yoruma
lanet olsun
eğer ki kıyısında köşesinde ben de varsam bu tanımların
bana da aynından olsun.
döngüye hapsolanlara lanet olsun
ağzından çıkanların sığlığında hem kendisini hem de karşısındakini boğanlara lanet olsun
ve bunun farkında olmayan farkındalığını umursamayanlara
lanet olsun
beni bu güzel sabahta lanet okutanlara
ofisteki bozuk klimayı tamir ettirmeyip bu kelimeleri yazarken kan ter içinde kalmama neden olanlara
çocukluğun çocuk olmanın ne denli önemli bir mertebe olduğunu bilmeyenlere
sabit olan her şeye herkese her bakışa her yoruma
lanet olsun
eğer ki kıyısında köşesinde ben de varsam bu tanımların
bana da aynından olsun.
14 Haziran 2009 Pazar
ÖSYM GTM YE( Kurşun Askerime)
bugün çok önemli bir anı yı yaşamadan kaçırdım
gelseydim seninle, çikolata alsaydım sınava uğurlarken ardından okuyup üfleseydim
3 saat sen içerde ilköğretim sıralarında ben dışarda anne bababalarla 9 doğursaydım
hep saate baksaydım ama zaman geçmesin isteseydim
soruları rahat rahat cevapla diye
volta atsaydım okul bahçesinde
bir kaç veliyle ahbaplık kursaydım
bu eğitim öğretim sisteminden genel sistemsizlikten onların çocuklarının nerelere girmek istediklerinden falan bahsetseydik
savaştaki karargah birlikleri gibi
sırt sırta verseydik aynı düşmana karşı
askerlerimizin sağlığı selameti için el açsaydık yaradana
sınav bitimine doğru kapıdan her çıkan gaziyi dikkatle takip etsek, ateş hattı, düşmanın mühimmatı ile ilgili sorular sorsaydık
sonra sınav bitseydi
sen gelseydin
önce ifadesiz baksaydım sana anlamaya çalışsaydım yaran beren var mı
yüzün gülseydi
yüzüm gülseydi
hiç soru sormasaydım
özledim deseydim belki sadece
sonra edindiğim ahbaplardan hala askerini bekleyen varsa
Allah kursartsın diyip çıksaydık okul bahçesinden
ama bilmiyordum sınav cepheni
sen tek gittin
bir daha da sen sağ ben selamet
40 ından sonra girer misin acaba tekrar sınava....
gelseydim seninle, çikolata alsaydım sınava uğurlarken ardından okuyup üfleseydim
3 saat sen içerde ilköğretim sıralarında ben dışarda anne bababalarla 9 doğursaydım
hep saate baksaydım ama zaman geçmesin isteseydim
soruları rahat rahat cevapla diye
volta atsaydım okul bahçesinde
bir kaç veliyle ahbaplık kursaydım
bu eğitim öğretim sisteminden genel sistemsizlikten onların çocuklarının nerelere girmek istediklerinden falan bahsetseydik
savaştaki karargah birlikleri gibi
sırt sırta verseydik aynı düşmana karşı
askerlerimizin sağlığı selameti için el açsaydık yaradana
sınav bitimine doğru kapıdan her çıkan gaziyi dikkatle takip etsek, ateş hattı, düşmanın mühimmatı ile ilgili sorular sorsaydık
sonra sınav bitseydi
sen gelseydin
önce ifadesiz baksaydım sana anlamaya çalışsaydım yaran beren var mı
yüzün gülseydi
yüzüm gülseydi
hiç soru sormasaydım
özledim deseydim belki sadece
sonra edindiğim ahbaplardan hala askerini bekleyen varsa
Allah kursartsın diyip çıksaydık okul bahçesinden
ama bilmiyordum sınav cepheni
sen tek gittin
bir daha da sen sağ ben selamet
40 ından sonra girer misin acaba tekrar sınava....
yanmak yakmak aydınlanmak aydınlatmak sönmek söndürmek söndürülmek yine tutuşmak ....
Bendeki ışığı tekrar yakamadığını söylüyorsun
üzülüyorum diyorsun
bir düğmem olsun,
ona basasın etraf aydınlasın istiyorsun
ne ala mualla...
Ateş medeniyet tarihinde bu denli önemli olur muydu
yakması yüzyıllar binyıllar sürmeseydi
biraz sabır sonrası selamet
yakarız ışıkları, belki de söndürür
yanarız 2 miz de
biraz sabır sonrası selamet
üzülüyorum diyorsun
bir düğmem olsun,
ona basasın etraf aydınlasın istiyorsun
ne ala mualla...
Ateş medeniyet tarihinde bu denli önemli olur muydu
yakması yüzyıllar binyıllar sürmeseydi
biraz sabır sonrası selamet
yakarız ışıkları, belki de söndürür
yanarız 2 miz de
biraz sabır sonrası selamet
28 Mayıs 2009 Perşembe
23 Mayıs 2009 Cumartesi
şu an
5 - 6 kişiydiler. Kara sakallı, kara takım elbiseli, iri burunlu olanı, bir nevi liderleriydi sanırım, elini kolunu sallayarak uzaktaki birine, bana saçma onlara anlamlı gelen birşeyler söyledi. Sanırım espiri yaptı. Güldüler. Ezan okunuyordu. Yanımdan geçip gittiler ama üzerlerindeki ağır hacıyağı kokusu uzun süre benimle kaldı.
bir taş attı(m)
' Bir taş nehre düşmeyegörsün, pek anlaşımaz etkisi. Hafiften aralanır dalgalanır suyun yüzeyi. Belli belirsiz bir tıp sesi çıkar; duyulmaz bile akıntının ortasında, kaybolur uğultuda. Hepi topu budur olduğu olacağı.
Ama bir de göle düşsün aynı taş... Etkisi çok daha kalıcı ve sarsıcı olur. O taş var ya o taş, durgun suları savurur.
Nehir alışkındır karmaşaya, deli dolu akışa....Gel gelelim göl hazır değildir böyle aniden dalgalanmaya. Tek bir taş yeter onu alt üst etmeye, ta dibinden sarsmaya. Göl taşla buluştuktan sonra bir daha asla esksi gibi olmaz, olamaz.'
Ama bir de göle düşsün aynı taş... Etkisi çok daha kalıcı ve sarsıcı olur. O taş var ya o taş, durgun suları savurur.
Nehir alışkındır karmaşaya, deli dolu akışa....Gel gelelim göl hazır değildir böyle aniden dalgalanmaya. Tek bir taş yeter onu alt üst etmeye, ta dibinden sarsmaya. Göl taşla buluştuktan sonra bir daha asla esksi gibi olmaz, olamaz.'
3 yanlış 1 doğru?
Ya yanlış zamanlarda yanlış kitaplar okuyorum bu aralar ya da tam zamanında en doğrularını; bilmiyorum henüz.
Bir şeyler, çok şeyler
' .... 'Kızıl Çömez, sen bana mürid olamazsın', dedi. ' Başkalarının ne düşündüğüne fazla kafa yoruyorsun. Ama bilesin ki başkalarından kabul ve hürmet görmeyi ne kadar çok arzu edersen, onların tenkid ve dedikodularına o kadar çok takılırsın.' '
'...İnsan neye fazlaca kıymet veriyorsa şu dünyada, evela ondan kurtulması şarttır bu yollarda.'
'...Aramız ancak ben diretmeyi ve müdühale etmeyi bırakınca düzeldi. Yoksa benim zorlamamla değil. Tevekkül buysa eğer, işe yarıyormuş.'
'...Birini öldürdüğün zaman mukakkak ki ondan bir şeyler bulaşır sana: Bir resim, bir koku, bir nefes...Bir ah, bir lanet, bir ses...'
'...Bir tek ipek medil için bilir misin yüz ipek böceği can verir?....Vakit tamam olunca ipeğin bekası için ipekböceğinin ölmesi gerekir.'
'...İnsan neye fazlaca kıymet veriyorsa şu dünyada, evela ondan kurtulması şarttır bu yollarda.'
'...Aramız ancak ben diretmeyi ve müdühale etmeyi bırakınca düzeldi. Yoksa benim zorlamamla değil. Tevekkül buysa eğer, işe yarıyormuş.'
'...Birini öldürdüğün zaman mukakkak ki ondan bir şeyler bulaşır sana: Bir resim, bir koku, bir nefes...Bir ah, bir lanet, bir ses...'
'...Bir tek ipek medil için bilir misin yüz ipek böceği can verir?....Vakit tamam olunca ipeğin bekası için ipekböceğinin ölmesi gerekir.'
21 Mayıs 2009 Perşembe
Farkındalıksız Pandomimci
keşke vaktim olsaydı da bu sabah ki pandomimci çocuktan
3 eşit parçadan oluşan vücudundan
ellerini kollarını savuruşundan
kocaman gözlerinden
bembeyaz yüzünden
kirli siyah kıyafetlerinden
kaplumbağa kabuğunu andıran sırt çantasından
ve beni
ben onu bu kadar derinlemesine incelerken
beni görmemesinden
bahsetseydim
keşke vaktim olsaydı
o çocuğun şaşkın savrulmuş amaçsız halinden söz etseydim
körlüğünden
sabah mahmurluğundan
bilinçsizce oluşmuş öğretilmiş ama kavratılmamış görev bilincinden
yalapşap yıkanmış yüzünden
taranmamış saçlarından
koca kafasından
ve saf hallerinden
ama vakitsizim.
3 eşit parçadan oluşan vücudundan
ellerini kollarını savuruşundan
kocaman gözlerinden
bembeyaz yüzünden
kirli siyah kıyafetlerinden
kaplumbağa kabuğunu andıran sırt çantasından
ve beni
ben onu bu kadar derinlemesine incelerken
beni görmemesinden
bahsetseydim
keşke vaktim olsaydı
o çocuğun şaşkın savrulmuş amaçsız halinden söz etseydim
körlüğünden
sabah mahmurluğundan
bilinçsizce oluşmuş öğretilmiş ama kavratılmamış görev bilincinden
yalapşap yıkanmış yüzünden
taranmamış saçlarından
koca kafasından
ve saf hallerinden
ama vakitsizim.
Adios amigos
Bir süreliğine ayrılıyorum aranızdan
umulmadık beklenmedik enteresan bir nedeni var
güzel bir nedeni var
beni heyecanlandıran bir nedeni
kısa bir süre belki de uzun
ama dönerim mutlaka
hafif bir burukluk da var içimde
nasıl yani
şimdi mi
hemen mi
gerçekten mi
döndüğümde kalan sağlar benimdir
umulmadık beklenmedik enteresan bir nedeni var
güzel bir nedeni var
beni heyecanlandıran bir nedeni
kısa bir süre belki de uzun
ama dönerim mutlaka
hafif bir burukluk da var içimde
nasıl yani
şimdi mi
hemen mi
gerçekten mi
döndüğümde kalan sağlar benimdir
20 Mayıs 2009 Çarşamba
korsana hayır
bugün korsan kitapçıdan kitap aldım
almışken 2 tane aldım
iş yerine gidince birini yan masadakine verdim okusun diye
aslında faydalı bir şey yapıyorum diye
kanayım kendim diye
motor kaçacak olmasaydı
etrafta o kadar adam olmasaydı
ne bileyim başka bir şeyler daha olmasaydı ya da olsaydı
yan tezgahlardaki fular, bilezik, şemsiye, bebelere balonlara da bakar
eller sallar tutup çeker koklar fiyat sorar yüzümü buruşturur belki alır ama büyük ihtimalle de almazdım.
sadece korsan kitap aldım
2 tane aldım
birini yan masamdakine verdim
okusun ama çizmesin altını.
almışken 2 tane aldım
iş yerine gidince birini yan masadakine verdim okusun diye
aslında faydalı bir şey yapıyorum diye
kanayım kendim diye
motor kaçacak olmasaydı
etrafta o kadar adam olmasaydı
ne bileyim başka bir şeyler daha olmasaydı ya da olsaydı
yan tezgahlardaki fular, bilezik, şemsiye, bebelere balonlara da bakar
eller sallar tutup çeker koklar fiyat sorar yüzümü buruşturur belki alır ama büyük ihtimalle de almazdım.
sadece korsan kitap aldım
2 tane aldım
birini yan masamdakine verdim
okusun ama çizmesin altını.
19 Mayıs 2009 Salı
havadan sudan
bugün rüzgarlı
dallar bulutlar kuşlar bir acaip
kestirmesi zor savrulacakları yeri
anlamam ben rüzgarlardan
hangfisi poyraz hangisi karayel
hangisinin gözü yaşlı
hangisi sadece esip geçer..
uzandım terasa
izledim biraz
bulutları uçamayan kuşları
uçamayan kuşları kovalayan Luna yı
bazen gölgede kaldım
üşüme geldi biraz
kalkıp gitmedim
her zamankinin aksine gidesim yok bugün
kımıldamak istemiyorum
gölgeyi çözmek lazım
mesai harcamak lazım gölge için
daima orda
arkanı döndüğünde takip ediyor seni
kovalarsan yakalamak istersen kaçıyor
ama hep orada 1 adım ötende
bu rahatlatıyorsa içini ne ala
yetmez diyorsan
yetecek kardeşim
idare edeceksin
ya da sen de gölge olacaksın
dallar bulutlar kuşlar bir acaip
kestirmesi zor savrulacakları yeri
anlamam ben rüzgarlardan
hangfisi poyraz hangisi karayel
hangisinin gözü yaşlı
hangisi sadece esip geçer..
uzandım terasa
izledim biraz
bulutları uçamayan kuşları
uçamayan kuşları kovalayan Luna yı
bazen gölgede kaldım
üşüme geldi biraz
kalkıp gitmedim
her zamankinin aksine gidesim yok bugün
kımıldamak istemiyorum
gölgeyi çözmek lazım
mesai harcamak lazım gölge için
daima orda
arkanı döndüğünde takip ediyor seni
kovalarsan yakalamak istersen kaçıyor
ama hep orada 1 adım ötende
bu rahatlatıyorsa içini ne ala
yetmez diyorsan
yetecek kardeşim
idare edeceksin
ya da sen de gölge olacaksın
13 Mayıs 2009 Çarşamba
öğürtü
resmini görsem sesini duysam!!! kelimelerin ,adının baş harfi bile
öğürtü yaratıyor
oysa ' b ' nin suçu ne...
öğürtü yaratıyor
oysa ' b ' nin suçu ne...
8 Mayıs 2009 Cuma
Düşler Akademisi
Bugüne kadar hiç dans etmemiştim desem linç edilirim
ama 'hiç zihinsel ve bedensel engellilerle dans etmemiştim' desem?
'Bugün ettim ama' yı eklesem
'çok mutlu oldum' la da süslesem...Yani toparlarsak:
' Bugüne kadar zihinsel ve bedensel engellilerle hiç dans etmemiştim. Bugün ettim. Çok mutlu oldum. Ritme duyarlılar, muziği seviyorlar, sosyalleşiyorlar, paylaşıyorlar, rekabet ediyorlar, show yapıyorlar...
Düşler Akademisi üyeleriyle beraber bir akşam.
Gönüllü eğitmenler, aileler, bi arkadaşının peşine takılıp gelenler ( ben bu gruptaydım)...
20 Mayıs'ta Babylon Lounge'ta olacaklar. Ben olur muyum bilmiyorum.
Yarın ola hayrola
duymak güzel, konuşmak güzel, görmek güzel, düşünebilmek güzel
ötesinde her şeyin
saçma sapan burjuva sıkıntılarımdan sıyrıldım
derin bir nefes aldım, 2 göbek attım
yarın ola hayrola...
ama 'hiç zihinsel ve bedensel engellilerle dans etmemiştim' desem?
'Bugün ettim ama' yı eklesem
'çok mutlu oldum' la da süslesem...Yani toparlarsak:
' Bugüne kadar zihinsel ve bedensel engellilerle hiç dans etmemiştim. Bugün ettim. Çok mutlu oldum. Ritme duyarlılar, muziği seviyorlar, sosyalleşiyorlar, paylaşıyorlar, rekabet ediyorlar, show yapıyorlar...
Düşler Akademisi üyeleriyle beraber bir akşam.
Gönüllü eğitmenler, aileler, bi arkadaşının peşine takılıp gelenler ( ben bu gruptaydım)...
20 Mayıs'ta Babylon Lounge'ta olacaklar. Ben olur muyum bilmiyorum.
Yarın ola hayrola
duymak güzel, konuşmak güzel, görmek güzel, düşünebilmek güzel
ötesinde her şeyin
saçma sapan burjuva sıkıntılarımdan sıyrıldım
derin bir nefes aldım, 2 göbek attım
yarın ola hayrola...
7 Mayıs 2009 Perşembe
insana inansan da inanmasan da...
okuyorsun
biliyorum
oku diye yazıyorum.
bugünden, bol kırmızı biber ve sonrasında geçirilen fenalık, diz ağrısı, sana yüklü 1 hesap, mercimek çorbası, kaymaklı yoğurt, sorgu sual kaldı.
bugün ilk defa üşüdüğünü gördüm
titredin
insansın işte
güzel bir şey mi bu?
biliyorum
oku diye yazıyorum.
bugünden, bol kırmızı biber ve sonrasında geçirilen fenalık, diz ağrısı, sana yüklü 1 hesap, mercimek çorbası, kaymaklı yoğurt, sorgu sual kaldı.
bugün ilk defa üşüdüğünü gördüm
titredin
insansın işte
güzel bir şey mi bu?
5 Mayıs 2009 Salı
Toplu Taşıma
Ey Halkım,
Otobüse binin
Toplu Taşıma araçlarını kullanın
Kalksın da oturayım diye birilerinin gözünün içine bakın
Sonra bir bebek ağlasın hiç susmasın
annelik babalık içgüdülerinizi sorgulayın
Başkasının okuduğu kitabı merak edin
İlham alın, ilham verin
Nefes almakta zorlanın
Bazıları için sabah sabah nasıl bu kadar güzel ve bakımlı
Bazısı içinse nasıl sevimsiz ve itici diye geçirin içinizden
Ey halkım
Sıkış tıkış da olsa binin o motora otobüse metrobüse
Belki eski bir tanıdık belki ilerde eski bir tanıdık olacak birileriyle tanışırsın
Belki görmesen daha iyi olacak şeylere tanık olursun
Belki kafan dağılır
Ne bileyim
Gözlem yeteneğini geliştir halkım
Biraz ezil büzül
Biraz ayağına basılsın
Ani frenlerle reflexlerini nasıl kullanacağını öğren
Atik olup yer kapabilmeyi
Beden dili okuyup bir sonraki durakta kimin ineceğini
Kime yakın kime uzak olmak gerektiğini
İnsan vücudunun kaç farklı esans yayabileceğini
Dayanışmayı
Dayanmayı dayanılmayı
Gör yaşa...
Temiz havanın kıymetini
Ferah mekanların cennetten çıkma olduğunu
Oturacak yer bulabilmenin ne büyük nimet olduğunu
Daha gideceğin yere 1 dolu durak varsa uyuklamanın ne büyük keyif
İneceğin durağı kaçırmanın ne büyük işkence olduğunu gör yaşa
Nerde oturacağını nerde kalkacağını nerde hangi kapıdan binip hangi durakta hangi kapıdan inmen gerektiğini öğren
Terbiye et elini kolunu aklını başını
Öğreneceğin ne çok şey var
göreceğin ne çok şey var
bir binsen şu toplu taşımaya
sen binsen ben insem....
Otobüse binin
Toplu Taşıma araçlarını kullanın
Kalksın da oturayım diye birilerinin gözünün içine bakın
Sonra bir bebek ağlasın hiç susmasın
annelik babalık içgüdülerinizi sorgulayın
Başkasının okuduğu kitabı merak edin
İlham alın, ilham verin
Nefes almakta zorlanın
Bazıları için sabah sabah nasıl bu kadar güzel ve bakımlı
Bazısı içinse nasıl sevimsiz ve itici diye geçirin içinizden
Ey halkım
Sıkış tıkış da olsa binin o motora otobüse metrobüse
Belki eski bir tanıdık belki ilerde eski bir tanıdık olacak birileriyle tanışırsın
Belki görmesen daha iyi olacak şeylere tanık olursun
Belki kafan dağılır
Ne bileyim
Gözlem yeteneğini geliştir halkım
Biraz ezil büzül
Biraz ayağına basılsın
Ani frenlerle reflexlerini nasıl kullanacağını öğren
Atik olup yer kapabilmeyi
Beden dili okuyup bir sonraki durakta kimin ineceğini
Kime yakın kime uzak olmak gerektiğini
İnsan vücudunun kaç farklı esans yayabileceğini
Dayanışmayı
Dayanmayı dayanılmayı
Gör yaşa...
Temiz havanın kıymetini
Ferah mekanların cennetten çıkma olduğunu
Oturacak yer bulabilmenin ne büyük nimet olduğunu
Daha gideceğin yere 1 dolu durak varsa uyuklamanın ne büyük keyif
İneceğin durağı kaçırmanın ne büyük işkence olduğunu gör yaşa
Nerde oturacağını nerde kalkacağını nerde hangi kapıdan binip hangi durakta hangi kapıdan inmen gerektiğini öğren
Terbiye et elini kolunu aklını başını
Öğreneceğin ne çok şey var
göreceğin ne çok şey var
bir binsen şu toplu taşımaya
sen binsen ben insem....
Kadı Kızı Kusuru, Hint Kumaşı Defosu
İki koca gözüm var benim.
Onlarla
Seni görüyorum mesela
Annemi, yeşil rengi ve maviyi ve kırmızıyı
Luna'yı
Sonra elerimi görüyorum, marifetli güzel ellerimi...
İnsanların birbirlerine bakışlarını ya da bakmayışlarını
Beklentilerini
Beklentileri karşılananları ve ömürleri beklemekle geçenleri.
Beni güldüren şeyler görüyorum ara sıra
Kafasına karga konan adam, kafaların üstündeki düşünce baloncukları
Dünyanın kaç bucak olduğu, yolda kayıp düşen birileri, utanınca kızaran yanaklarım falan...
Senin de bunlara gülebildiğini görüyorum,
Geleceği göremiyorum çoğu zaman, görmek için gelmesini bekliyorum kendi haline bırakıyorum
Tahmin edilir ‘öngörülebilir’ şeyleri de görmek istemiyorum
bazen kapatıyorum gözlerimi
Geçici körlüklere sığındığım oluyor.
Ne güzel gözlerim var benim
Bazen bebekleri kocaman oluyor
Bazen sımsıkı kapatıyorum onları
Güldüklerinde içleri gülüyor
Bunu da görenlerin gözlerinde görüyorum
Bu kadar çok şey görüyorum ama
Bazen önümü görmekte zorlanıyorum
E o kadar da olsun diyorum...
Onlarla
Seni görüyorum mesela
Annemi, yeşil rengi ve maviyi ve kırmızıyı
Luna'yı
Sonra elerimi görüyorum, marifetli güzel ellerimi...
İnsanların birbirlerine bakışlarını ya da bakmayışlarını
Beklentilerini
Beklentileri karşılananları ve ömürleri beklemekle geçenleri.
Beni güldüren şeyler görüyorum ara sıra
Kafasına karga konan adam, kafaların üstündeki düşünce baloncukları
Dünyanın kaç bucak olduğu, yolda kayıp düşen birileri, utanınca kızaran yanaklarım falan...
Senin de bunlara gülebildiğini görüyorum,
Geleceği göremiyorum çoğu zaman, görmek için gelmesini bekliyorum kendi haline bırakıyorum
Tahmin edilir ‘öngörülebilir’ şeyleri de görmek istemiyorum
bazen kapatıyorum gözlerimi
Geçici körlüklere sığındığım oluyor.
Ne güzel gözlerim var benim
Bazen bebekleri kocaman oluyor
Bazen sımsıkı kapatıyorum onları
Güldüklerinde içleri gülüyor
Bunu da görenlerin gözlerinde görüyorum
Bu kadar çok şey görüyorum ama
Bazen önümü görmekte zorlanıyorum
E o kadar da olsun diyorum...
27 Nisan 2009 Pazartesi
'bu'günler'im

bugünlerim çok yoğun
bedenen durgun
bir kaç farklı koltukta hep ekran başında hep beyin kasılmalarıyla
kitaplarımı özledim
filmlerimi
platesi yogayı
koruda koşmayı
bilişim hukuku mobil teknolojiler
sizi icad edenleri ...
yorgunum
uyumalıyım
perşembeyi bekliyorum
perşembe hemen gelmesin henüz hazır değilim
ama hemen gelsin
hemen geçsin
iyi geçsin
oturmaktan ağıran kıçıma
acıyan gözlerime
tuşlara basmaktan bitap düşen parmaklarıma
kaçırdığım güzel havalara değsin istiyorum
biraz bıkkın ve sıkkınım
ama 'keep on walking'
self motivation does not work anymore
ı can not walk
ı can not talk
ı can not write
after this'perşembe' ı need to be under construction for a while ( I do not know how much time)
enerjimi özledim...
ben i özledim
siz de özlediniz mi...
bedenen durgun
bir kaç farklı koltukta hep ekran başında hep beyin kasılmalarıyla
kitaplarımı özledim
filmlerimi
platesi yogayı
koruda koşmayı
bilişim hukuku mobil teknolojiler
sizi icad edenleri ...
yorgunum
uyumalıyım
perşembeyi bekliyorum
perşembe hemen gelmesin henüz hazır değilim
ama hemen gelsin
hemen geçsin
iyi geçsin
oturmaktan ağıran kıçıma
acıyan gözlerime
tuşlara basmaktan bitap düşen parmaklarıma
kaçırdığım güzel havalara değsin istiyorum
biraz bıkkın ve sıkkınım
ama 'keep on walking'
self motivation does not work anymore
ı can not walk
ı can not talk
ı can not write
after this'perşembe' ı need to be under construction for a while ( I do not know how much time)
enerjimi özledim...
ben i özledim
siz de özlediniz mi...
13 Nisan 2009 Pazartesi
Ali Baba'nın Çiftliğinde Kimler Var? : Küçük Dana

Küçük dana karakteri ,1.80 küsürlük ,90 küsür kiloluk, hareketsizlikten hafif hamlamış; hemoroid, diz ve baş ağrılarını günü gününe alan, dan dan dan konuşan,laf olsun diye muhalefet yapan, bana hiç çiçek almayan ya da almamış olan, şimdi uzaklarda olan baş rol oyuncularıdan minik bir dana
Hani geçiyor ya adı bazı yazılarda , merak eden olursa.
O dana bu dana
o dala konma, kon BUDALA!
'PAzAr Gecesi Mazoşizmleri'

Zeki Müren dinledim biraz
eski video kayıtlarımıza baktım
fotograflara falan.
'Ah neşeli yakın ama eski günler ' dedirttim kendime hemen
Ortamı ayarladım her şey 4 4 lük ve
Leblebi yerken ağladım tozu boğazıma kaçtı işte
Öldüreceksin beni yakında öyle ya da böyle
Leblebiyle, olmadı başka bir şekilde
Küçük dana
şimdi uzaklardasın
bilmem hangi çayırdasın
otla bakalım...Ben geviş getirme faslındayım
Söyle be Zeki Abi!
tarararatiratirararraaa
kavuşmakk
tirarraarraa
oooo kimler de burdaymış...
pazartesiler bitmez!
'Şimdi uzaklardasın gönül hicranla doldu
hiç ayrılamam derken kavuşmak hayal oldu'
Replay replay replay
eski video kayıtlarımıza baktım
fotograflara falan.
'Ah neşeli yakın ama eski günler ' dedirttim kendime hemen
Ortamı ayarladım her şey 4 4 lük ve
Leblebi yerken ağladım tozu boğazıma kaçtı işte
Öldüreceksin beni yakında öyle ya da böyle
Leblebiyle, olmadı başka bir şekilde
Küçük dana
şimdi uzaklardasın
bilmem hangi çayırdasın
otla bakalım...Ben geviş getirme faslındayım
Söyle be Zeki Abi!
tarararatiratirararraaa
kavuşmakk
tirarraarraa
oooo kimler de burdaymış...
pazartesiler bitmez!
12 Nisan 2009 Pazar
Dün
Dün olması gereken bir gündü
araya serpiştirilen ve zaman zaman eş dost ya da günah çıkarma seanslarında anlatılan
ama hikayesinin bazen orası baze burası değiştirilen anlatılan kişiye yere zaman göre modifiye edilen bazen süslenen bazen kırpılan bazen abartılan
en yalın belki en gerçek halini sadece senin bildiğin
dünden ne kaldı
dünden bir şey kalmadı
bazı kalanları da dün aldı
dün yaşanmalıydı
pişmanlığım yok suçluluğum yok özürüm yok
ve beklediğim hiç 1 özür de yok
olmasın
gelmesin
dün çok yoğundu
çok katmanlı
2 nikah 1 cenaze
kara komedi vardı
trajedi vardı
romantizm nihilizm hedonizim
hepsi vardı
ama bugüne hiç 1 i kalmadı
sadece 2 satırlık ne idüğü belirsiz kendime kelimelerim
Kelimelerim benim her şeyim
PS:-kürekle kazıyorum
kazınıyorum
kazındıkça kazanıyor muyum
kendi kazanımı mı kaynatıyorum
kaynar kazanlarda mı yanıyorum
yanılıyor muyum?-
araya serpiştirilen ve zaman zaman eş dost ya da günah çıkarma seanslarında anlatılan
ama hikayesinin bazen orası baze burası değiştirilen anlatılan kişiye yere zaman göre modifiye edilen bazen süslenen bazen kırpılan bazen abartılan
en yalın belki en gerçek halini sadece senin bildiğin
dünden ne kaldı
dünden bir şey kalmadı
bazı kalanları da dün aldı
dün yaşanmalıydı
pişmanlığım yok suçluluğum yok özürüm yok
ve beklediğim hiç 1 özür de yok
olmasın
gelmesin
dün çok yoğundu
çok katmanlı
2 nikah 1 cenaze
kara komedi vardı
trajedi vardı
romantizm nihilizm hedonizim
hepsi vardı
ama bugüne hiç 1 i kalmadı
sadece 2 satırlık ne idüğü belirsiz kendime kelimelerim
Kelimelerim benim her şeyim
PS:-kürekle kazıyorum
kazınıyorum
kazındıkça kazanıyor muyum
kendi kazanımı mı kaynatıyorum
kaynar kazanlarda mı yanıyorum
yanılıyor muyum?-
10 Nisan 2009 Cuma
Hem de anüsünden ameliyat olmuş...
' Gözyaşının rengi olmaz, sağcısı solcusu olmaz!'
Tuncay Güney, elinde bir demet gül ile işkencesine gidip kendisini kardeş şevkatiyle kucaklamayı, karşılıklı bir çay içerken eski günleri yadetmeyi istediğini anlatırken tiz sesiyle haykırdı.
Tuncay Güney, elinde bir demet gül ile işkencesine gidip kendisini kardeş şevkatiyle kucaklamayı, karşılıklı bir çay içerken eski günleri yadetmeyi istediğini anlatırken tiz sesiyle haykırdı.
Mutfakta biri mi var?
Ev işlerinde giderek profesyonelleşiyorum. Bardak yıkarken kırıp elimi kesmiyorum, ütü yaparken ipeklileri coton ayarında yakmıyorum, kapı yatak masa arkasını, halı altlarını üşenmeden süpürüyorum siliyorum. Yatak yorgan çarşaflarını 1 hamlede değiştiriyorum. Elimin ölçüsüne göre kekler yaptığımda pizza inceliğinde ve çiğ kalmıyor. Felsefe sosyoloji değil yemek kitaplarına para yatırıyorum.
Titizleştim, yatakta kitap okurken aynı zamanda elma yiyip kola içmiyorum
Luna'yı 3 günde 1 yıkıyorum
Bu aralar bana neler oluyor anlamıyorum korkuyorum
Bir ben mi var benden içeri, bilmiyorum
Hayat bana bir şeyler mi demeye çalışıyor?
Mevsimseldir diye düşünüyorum...
Titizleştim, yatakta kitap okurken aynı zamanda elma yiyip kola içmiyorum
Luna'yı 3 günde 1 yıkıyorum
Bu aralar bana neler oluyor anlamıyorum korkuyorum
Bir ben mi var benden içeri, bilmiyorum
Hayat bana bir şeyler mi demeye çalışıyor?
Mevsimseldir diye düşünüyorum...
9 Nisan 2009 Perşembe
Sarı Bereli Minik Dev!

bir kaktüsüm oldu
O getirdi
minik bir saksısı var
her daim sulanması gerekmiyor
başının çaresine bakabiliyor
dikenleri de batmıyor
sarı çiçeği var
henüz adı yok
erkek mi dişi mi onu da bilmiyorum
suskun
yerini yadırgıyor
alışmaya çalışıyor
Buldum ,
adını Mazo koyuyorum
ama uzaktan bakıldığında yeşil kepenekli sarı şapkalı bir çobana benziyor?
adını Çoban olarak değiştirdim
bu anı ölümsüzleştirebildim belki şöyle diyebilirdim:
'Ey Kaktüs,
Senin adın da Mazo benim adım da,
bundan sonra senin adın Sado-Mazo olsun ...'
Ama
batmayan dikenleri var diye bunu ona yapamam...
Bu yüzden O'nun adı
'Yeşil Kepenekli Sarı Bereli Küçük Çoban'
Küçük Çoban küçük çoban yalanın nerede
yalanım yok yalanım yok
büyürüm saksı da
olsa da olmasa da....
O getirdi
minik bir saksısı var
her daim sulanması gerekmiyor
başının çaresine bakabiliyor
dikenleri de batmıyor
sarı çiçeği var
henüz adı yok
erkek mi dişi mi onu da bilmiyorum
suskun
yerini yadırgıyor
alışmaya çalışıyor
Buldum ,
adını Mazo koyuyorum
ama uzaktan bakıldığında yeşil kepenekli sarı şapkalı bir çobana benziyor?

adını Çoban olarak değiştirdim
bu anı ölümsüzleştirebildim belki şöyle diyebilirdim:
'Ey Kaktüs,
Senin adın da Mazo benim adım da,
bundan sonra senin adın Sado-Mazo olsun ...'
Ama
batmayan dikenleri var diye bunu ona yapamam...
Bu yüzden O'nun adı
'Yeşil Kepenekli Sarı Bereli Küçük Çoban'
Küçük Çoban küçük çoban yalanın nerede
yalanım yok yalanım yok
büyürüm saksı da
olsa da olmasa da....
7 Nisan 2009 Salı
Try & Throw!
Some products,well supported and discounted at retail, receive the “oh I’ll try it once” effect. Then you could claim that you bought it by accident, maybe because of it's package...
This products could get a short-term success and a likely long-term loser !
I am a product, u are a product but what kind of?
This products could get a short-term success and a likely long-term loser !
I am a product, u are a product but what kind of?
Hold it!
Summer's gone, spring is gone, life goes on and on and I'm just bored to tears
If I could find a little space to paint a smile upon my face and hide the years
If winter comes and I'm around to see the snow upon the ground, what can I do
When I don't have the will to fight the coldness of the summer
nights are the darkest blue ?
If you hold my hand
Things won't be the same
If you hold my hand
Things are about to change
If I could find a little space to paint a smile upon my face and hide the years
If winter comes and I'm around to see the snow upon the ground, what can I do
When I don't have the will to fight the coldness of the summer
nights are the darkest blue ?
If you hold my hand
Things won't be the same
If you hold my hand
Things are about to change
6 Nisan 2009 Pazartesi
Nasılım
Kötüyüm!
bu bir S.O.S de olabilir, 'help me, find me, rescue me' gibi...
ya da 'kötü ve karanlık ve tehlikeyim, kaç kurtul' anlamına da gelebilir
ama ne yazık ki kötüyüm ve sen hangisi olduğunu çok iyi biliyorsun...
bu bir S.O.S de olabilir, 'help me, find me, rescue me' gibi...
ya da 'kötü ve karanlık ve tehlikeyim, kaç kurtul' anlamına da gelebilir
ama ne yazık ki kötüyüm ve sen hangisi olduğunu çok iyi biliyorsun...
Rachael Yamagata - Elephants
5 Nisan 2009 Pazar
Dresden Dolls - Missed ME!

missed me
missed me
now you've got to kiss me
if you kiss me mister i might tell my sister
if i tell her mister she might tell my mother and mymother,
mister, just might tell my father and my father
mister he won't be too happy and he'll have his lawyer
come up from the city and arrest you mister so
missed me
now you've got to kiss me
if you kiss me mister i might tell my sister
if i tell her mister she might tell my mother and mymother,
mister, just might tell my father and my father
mister he won't be too happy and he'll have his lawyer
come up from the city and arrest you mister so
i wouldnt miss me if you get me, mister, see?
missed me
missed me now you've got to kiss me
if you kiss me mister you must think im pretty
if you think so mister you must want to fuck me
if you fuck me mister it must mean you love me
if you love me mister you would never leave meit's as simple as can be!
missed me
missed me now you've got to kiss me
missed me
missed me now you've got to kiss me
if you kiss me mister you must think im pretty
if you think so mister you must want to fuck me
if you fuck me mister it must mean you love me
if you love me mister you would never leave meit's as simple as can be!
missed me
missed me now you've got to kiss me
if you miss me mister why do you keep leaving
if you trick me mister i will make you suffer
and they'll get you mister put you in the slammer and forget you mister then i think you'll miss me won't you miss me won't you miss me
missed me
missed me now you've got to kiss me
if you kiss me mister take responsibility
i'm fragile mister just like any girl would beand so misunderstood (so treat me delicately!)
missed me
missed me now you've gone and done it
hope you're happy in the county penitentiary
if you trick me mister i will make you suffer
and they'll get you mister put you in the slammer and forget you mister then i think you'll miss me won't you miss me won't you miss me
missed me
missed me now you've got to kiss me
if you kiss me mister take responsibility
i'm fragile mister just like any girl would beand so misunderstood (so treat me delicately!)
missed me
missed me now you've gone and done it
hope you're happy in the county penitentiary
it serves you right for kissing little girls but i will visit if you miss me
do you miss me? MISS ME??
how's the food they feed you??
do you miss mewill you kiss me through the window?do you MISS ME? MISS ME??!!
will they ever let you go???
i miss my mister so!!!!
( Dinle, eğlen, üstüne alınacaksan alın, üstüne alınacaklar varsa da aldır .
Çok keyifli inişler çıkışlar tehditler hezeyanlar, dinlerken çığlık atasım bazen fısıldayasım geliyor)
do you miss me? MISS ME??
how's the food they feed you??
do you miss mewill you kiss me through the window?do you MISS ME? MISS ME??!!
will they ever let you go???
i miss my mister so!!!!
( Dinle, eğlen, üstüne alınacaksan alın, üstüne alınacaklar varsa da aldır .
Çok keyifli inişler çıkışlar tehditler hezeyanlar, dinlerken çığlık atasım bazen fısıldayasım geliyor)
Nerden Nereye- Ordan Oraya
Önce sadece Luna ve ben vardık
Evden gökyüzünün fotografına bakınca
dışarda güneşli bir bahar günü yaşanıyordu
fotograf makinesi lunanın tasması kitaplar I-pod
Mahsun için biraz köpek maması
Sırt çantam
Siyah eşoftman altı -bileklerden kısa olan
Siyah, bisiklet yaka çok simple çok basic thsirtüm ve beyaz spor yürüyüş ayakkabılarım mavi spor montum
Saçlarımı taramadım hemen toplayıverdim at kuyruğu
yüzüm makyajsız ve genç
çıktık
Çamlıca korusu
Fotograftaki bahar havası sadece fotograftaydı
Kulaklarım çok üşüdü
Zavallı kulaklarım zonkladı
başım ağrıdı
fotograf çekemedim makinemin pili bitmişti
Köpek mamasını Mahsun'a veremedim, Mahsun ortalıklarda yoktu
fazla spor da yapamadım, soğuktan gözlerim yaşardı.
Koruda 1 tur atabildik
Gülistan'a sığındık,
bilgisayar kitaplar nargile eş dost ...
telefon titredi
'Geliyorum, adana yiyeceğim' dedi
bir şartla, soğansız dedim
ırım kırım etti sonra da kabul etti.
20 dakika sonra turuncu montuyla geldi
anlattı anlattı anlattı
sonra kalktık
Luna ben O
Kulindağ a gidelim dedi
arabanın tekeri 2 kere döndü
Luna böğürdü
benzincide durduk
temizlik...
tekrar hareket ettik
Luna yine böğürdü
sonra yine böğürdü
Döndük. Luna'yı eve bırakık
Devam ettik
Yolda aldım haberi
Luna böğürmelerine evde devam etmişti
Altuğ yardım et!
Atuğ bana, iğne yap dedi
iğnelerin isimlerini yazdım talimatları aldım
Annem tekrar aradı
Acil durum hali sona ermişti, telaşlanacak bir durum kalmamıştı
yola devam
Kulindağ, dağ kulubesi, orman sessizlik, muzik, ışık, kahve, kitaplar
12 de kapandı
eşoftmanlar spor ayakkabılarla
Balance'a
çok keyfiliydi
çok eğlenceli
eşoftman spor ayakkabılar
çok umursamaz
çok zıplamalı
çok hareketli
sabah geç uyandım...
dünden güzel şeyler kaldı
tadı damağımda kaldı.
Luna: Kızım, 2.5 yaşında, sarı*boz renkli, 40 kiloluk bir Golden.
Mahsun: Ayağı yaralı olsa da, topallayarak her daim bize Çamlıca Korusu'nda eşlik eden zayıf hatta cılız, turuncumsu renkli, uzun suratlı, uzun bacaklı kulağı küpeli çok mahsun bakan erkek bir sokak köpeği.
Gülistan: Bizim eve 2 dakika, korunun girişinde, çalışanları samimi,müdavimi bol, yemekleri lezzetli, nargilesini sevdiğim mekan.
Kulindağ: Beykoz Riva tarafında, ormanın içinde, küçük dağ kulubeleri, boşken daha güzel olan mekan
Balance: Taksim Balo Sokak'ta güzel muzik yapan- çalan bir mekan.
O: Ensesine ' Stop' dövmesi yaptıracak olan hiperaktif kişi
Altuğ: Doktorluğu kadar sohbetini de sevdiğim, samuray kılıcı olan ve samuralık dersi alan, pozitif, güler yüzlü, yaşını hiç göstermeyen, gece yarısı ya da sabahın körü arasam da beni seven, biraz unutkan veterinerimiz. Mosita Veteriner- Fenerbahçe : Gidin benden de selam söyleyin
Evden gökyüzünün fotografına bakınca
dışarda güneşli bir bahar günü yaşanıyordu
fotograf makinesi lunanın tasması kitaplar I-pod
Mahsun için biraz köpek maması
Sırt çantam
Siyah eşoftman altı -bileklerden kısa olan
Siyah, bisiklet yaka çok simple çok basic thsirtüm ve beyaz spor yürüyüş ayakkabılarım mavi spor montum
Saçlarımı taramadım hemen toplayıverdim at kuyruğu
yüzüm makyajsız ve genç
çıktık
Çamlıca korusu
Fotograftaki bahar havası sadece fotograftaydı
Kulaklarım çok üşüdü
Zavallı kulaklarım zonkladı
başım ağrıdı
fotograf çekemedim makinemin pili bitmişti
Köpek mamasını Mahsun'a veremedim, Mahsun ortalıklarda yoktu
fazla spor da yapamadım, soğuktan gözlerim yaşardı.
Koruda 1 tur atabildik
Gülistan'a sığındık,
bilgisayar kitaplar nargile eş dost ...
telefon titredi
'Geliyorum, adana yiyeceğim' dedi
bir şartla, soğansız dedim
ırım kırım etti sonra da kabul etti.
20 dakika sonra turuncu montuyla geldi
anlattı anlattı anlattı
sonra kalktık
Luna ben O
Kulindağ a gidelim dedi
arabanın tekeri 2 kere döndü
Luna böğürdü
benzincide durduk
temizlik...
tekrar hareket ettik
Luna yine böğürdü
sonra yine böğürdü
Döndük. Luna'yı eve bırakık
Devam ettik
Yolda aldım haberi
Luna böğürmelerine evde devam etmişti
Altuğ yardım et!
Atuğ bana, iğne yap dedi
iğnelerin isimlerini yazdım talimatları aldım
Annem tekrar aradı
Acil durum hali sona ermişti, telaşlanacak bir durum kalmamıştı
yola devam
Kulindağ, dağ kulubesi, orman sessizlik, muzik, ışık, kahve, kitaplar
12 de kapandı
eşoftmanlar spor ayakkabılarla
Balance'a
çok keyfiliydi
çok eğlenceli
eşoftman spor ayakkabılar
çok umursamaz
çok zıplamalı
çok hareketli
sabah geç uyandım...
dünden güzel şeyler kaldı
tadı damağımda kaldı.
Luna: Kızım, 2.5 yaşında, sarı*boz renkli, 40 kiloluk bir Golden.
Mahsun: Ayağı yaralı olsa da, topallayarak her daim bize Çamlıca Korusu'nda eşlik eden zayıf hatta cılız, turuncumsu renkli, uzun suratlı, uzun bacaklı kulağı küpeli çok mahsun bakan erkek bir sokak köpeği.
Gülistan: Bizim eve 2 dakika, korunun girişinde, çalışanları samimi,müdavimi bol, yemekleri lezzetli, nargilesini sevdiğim mekan.
Kulindağ: Beykoz Riva tarafında, ormanın içinde, küçük dağ kulubeleri, boşken daha güzel olan mekan
Balance: Taksim Balo Sokak'ta güzel muzik yapan- çalan bir mekan.
O: Ensesine ' Stop' dövmesi yaptıracak olan hiperaktif kişi
Altuğ: Doktorluğu kadar sohbetini de sevdiğim, samuray kılıcı olan ve samuralık dersi alan, pozitif, güler yüzlü, yaşını hiç göstermeyen, gece yarısı ya da sabahın körü arasam da beni seven, biraz unutkan veterinerimiz. Mosita Veteriner- Fenerbahçe : Gidin benden de selam söyleyin
Eldeki pirinçten olmak
Yesterday I had one of them
Then I wanted both of them
Today I have none of them
(But may be tomorrow I'll have lots of them:) * I'll never learn to give up )
Then I wanted both of them
Today I have none of them
(But may be tomorrow I'll have lots of them:) * I'll never learn to give up )
4 Nisan 2009 Cumartesi
Vigor
Today I learned the meaning of Vigor, (or I just made myself to remember and )
I think I have plenty of it.)
I think I have plenty of it.)
Haklıymış...
'Beyin' düşündüğünü düşündüğümüz şeydir. Düşünüyorsak demek ki vardır!
Hissedemiyorsak bu onun suçu değil.
Hissedemiyorsak bu onun suçu değil.
Bir Gece Bir Orman İki Aslan

( Koda Adı Dana Olana )
‘Erkeğin yelesi kahverengimsi sarıdan siyaha kadar değişir. Geniş alınlı, güçlü çeneli, uzayıp çekilebilen tırnaklı, sarımtırak kısa ve yatık tüylüdür. Kuyruğunun ucu püsküllüdür.
Erkek aslanın başının etrafı uzun ve güzel bir yele ile süslüdür. Omuzlarının üzerine kadar dağılan bu perçem, kızdığı zaman kabarır. Çok güçlü ve cesur olduğundan dolayı hayvanların kralı olarak adlandırılır. Yeryüzünde en büyük kedidir. Vahşi hayatta bilinen en güçlü birinci saldırgan kedidir. Korkunç kükremeleri 5 km ileriden duyulabilir.Aslanın sinirlendiği zaman ne yapacağı bilinmemektedir.İnsanları av olarak kullanabilir. Genellikle gece avlanır. Av esnasında genellikle kükremez. Fakat avı kovalarken birbirleriyle bağlantıyı sürdürmek için homurdandıkları olur.Buldukları taktirde leş yemekten de geri durmazlar. Afrika aslanı 2 yaşında çiftleşmeye başlar. Fakat tam olgunluğu 5 yaşında erişir. Erkekler poligamdır, yani birden fazla eşleri vardır. Çiftleşme sırasında ve öncesinde erkek sürekli kükrer. İşe karışan erkeklerle kavga edebilir.’
‘Erkek aslanlar günde 20 saat uyur, 2 saat yemek yer, geri kalan 2 saatlerinde de dişi aslanları kovalar, onlarla oynar, konuşur dövüşür, sevişir...En çok bel kasları gelişmiştir erkeklerin. Dişilerin gelişmemesi muhtemel kasları yoktur. Avı çoğu zaman dişi öldürür; fakat her zaman öncelik erkek aslanındır. Dişinin
vahşi ortamda hem erkeğini, hem yavrularını hem kendisini koruması, kollaması, doyurup mutlu etmesi gerekir...’
...
Günün birinde
Dişi bir aslandım ben
Belki dün belki bugün belki hiçbir gündü
Bizden daha vahşi bir ormandaydık
Uyanmıştı O
Yelelerini yaladı temizledi
Yalnızdık
O an ben vardım
O vardı
Ay vardı
Erkek bir aslandım günün birinde
Güçlü yağız kaslı ve hazir
İstekli!
Aslandım !
Doğuştan hakim!
istediğimde istenilmeli
Pençelerime dişlerime yelelerime
İtiraz edilemez olandım
Lokmalarım sayılamazdı
İstersem bir hamlede
İstersem öper gibi yerdim...
Günün birinde O uyandığında
O’nu uyanık yakaladığımda
24 saattinin sadece 2 saatine denk gelen o muhteşem anında
Sadece ben vardım
Onu doyurma lutfu sadece bana mı verilmişti?
Yoksa çalıların arasından çıkıp gelecek miydi diğerleri
Heyecanlandım
Ama ...
Benim kükrememin
Benim ihtişamımın
Benim varlığımın karşısında hangi dişi durabilirdi
Durmasa da duraklayabilir
Duraksatmaya çalışabilirdi
Hangi mazeretle
Hangi cüretle
Hangi ahmaklık
Hangi kendini bilmezlik
Kim neden böyle bir mahrumiyet yaşatırdı zavallı bünyesine
O yaşattı...
Pençelerimi derisinin altına
Dişlerimi etine geçiremeden
Kısa aciz tüylerine kokumu tam bırakamadan
O yaşattı..
Belki ahmak
Belki zavallı
Belki gururlu
Belki gurursuz
Belki gerçek belki yalan
Belki korkak belki cesur
Ama eninde sonunda zırhı miğferi kalkanı parçalanacak olan
Bir gladyötürdüm arenada
Belki kükreyip üstüme atılacaktı kanımı akıtacaktı
Belki homurdanıp çalıların diğer tarafındaki diğerlerine gidecekti
Belki ben yel değirmenlerine karşıydım ...
‘Son bölümde erkek aslan ne der ne demez ne ister ne istemez onu sadece kendi bilir, onu sadece sen bilirsin!
Ve onu buraya da sadece sen yazabilirsin...
Yazar mısın?’
'Demişim taa 2008'in 9. ayının 16'sında, yazmamış. Gençlik, heyecan, heves işte...'
‘Erkeğin yelesi kahverengimsi sarıdan siyaha kadar değişir. Geniş alınlı, güçlü çeneli, uzayıp çekilebilen tırnaklı, sarımtırak kısa ve yatık tüylüdür. Kuyruğunun ucu püsküllüdür.
Erkek aslanın başının etrafı uzun ve güzel bir yele ile süslüdür. Omuzlarının üzerine kadar dağılan bu perçem, kızdığı zaman kabarır. Çok güçlü ve cesur olduğundan dolayı hayvanların kralı olarak adlandırılır. Yeryüzünde en büyük kedidir. Vahşi hayatta bilinen en güçlü birinci saldırgan kedidir. Korkunç kükremeleri 5 km ileriden duyulabilir.Aslanın sinirlendiği zaman ne yapacağı bilinmemektedir.İnsanları av olarak kullanabilir. Genellikle gece avlanır. Av esnasında genellikle kükremez. Fakat avı kovalarken birbirleriyle bağlantıyı sürdürmek için homurdandıkları olur.Buldukları taktirde leş yemekten de geri durmazlar. Afrika aslanı 2 yaşında çiftleşmeye başlar. Fakat tam olgunluğu 5 yaşında erişir. Erkekler poligamdır, yani birden fazla eşleri vardır. Çiftleşme sırasında ve öncesinde erkek sürekli kükrer. İşe karışan erkeklerle kavga edebilir.’
‘Erkek aslanlar günde 20 saat uyur, 2 saat yemek yer, geri kalan 2 saatlerinde de dişi aslanları kovalar, onlarla oynar, konuşur dövüşür, sevişir...En çok bel kasları gelişmiştir erkeklerin. Dişilerin gelişmemesi muhtemel kasları yoktur. Avı çoğu zaman dişi öldürür; fakat her zaman öncelik erkek aslanındır. Dişinin
vahşi ortamda hem erkeğini, hem yavrularını hem kendisini koruması, kollaması, doyurup mutlu etmesi gerekir...’
...
Günün birinde
Dişi bir aslandım ben
Belki dün belki bugün belki hiçbir gündü
Bizden daha vahşi bir ormandaydık
Uyanmıştı O
Yelelerini yaladı temizledi
Yalnızdık
O an ben vardım
O vardı
Ay vardı
Erkek bir aslandım günün birinde
Güçlü yağız kaslı ve hazir
İstekli!
Aslandım !
Doğuştan hakim!
istediğimde istenilmeli
Pençelerime dişlerime yelelerime
İtiraz edilemez olandım
Lokmalarım sayılamazdı
İstersem bir hamlede
İstersem öper gibi yerdim...
Günün birinde O uyandığında
O’nu uyanık yakaladığımda
24 saattinin sadece 2 saatine denk gelen o muhteşem anında
Sadece ben vardım
Onu doyurma lutfu sadece bana mı verilmişti?
Yoksa çalıların arasından çıkıp gelecek miydi diğerleri
Heyecanlandım
Ama ...
Benim kükrememin
Benim ihtişamımın
Benim varlığımın karşısında hangi dişi durabilirdi
Durmasa da duraklayabilir
Duraksatmaya çalışabilirdi
Hangi mazeretle
Hangi cüretle
Hangi ahmaklık
Hangi kendini bilmezlik
Kim neden böyle bir mahrumiyet yaşatırdı zavallı bünyesine
O yaşattı...
Pençelerimi derisinin altına
Dişlerimi etine geçiremeden
Kısa aciz tüylerine kokumu tam bırakamadan
O yaşattı..
Belki ahmak
Belki zavallı
Belki gururlu
Belki gurursuz
Belki gerçek belki yalan
Belki korkak belki cesur
Ama eninde sonunda zırhı miğferi kalkanı parçalanacak olan
Bir gladyötürdüm arenada
Belki kükreyip üstüme atılacaktı kanımı akıtacaktı
Belki homurdanıp çalıların diğer tarafındaki diğerlerine gidecekti
Belki ben yel değirmenlerine karşıydım ...
‘Son bölümde erkek aslan ne der ne demez ne ister ne istemez onu sadece kendi bilir, onu sadece sen bilirsin!
Ve onu buraya da sadece sen yazabilirsin...
Yazar mısın?’
'Demişim taa 2008'in 9. ayının 16'sında, yazmamış. Gençlik, heyecan, heves işte...'
2 Nisan 2009 Perşembe
Hamdık Piştik Yandık Bittik....
Uzun zaman olmuştu.
Onu ilk gördüğümde saçları daha kısaydı ama gürdü yine simsiyahtı…
Yeşil çizgili bir sweatshirt giymişti
Daha gençti
Daha az tökezlemişti daha az güçlüydü
İlk gece kuklalar vardı
Terasta dopdolu muhabbet, gülüşmeler, Ferhan Şensoy dedikoduları
Saat tam 12 de ayakkabısının tekini merdivenlerde bırakarak kaçan ben
…
Aradan 4 yıl geçti
Kısa saçlı, eşoftmanlı, nike spor ayakkabılı kız öldü
Yaşarken gözlerinin içi gülerdi
Yaşarken gerçekten yaşar gibiydi
Nefes aldığında gerçekten nefes alıyordu
Ölünce de gerçekten öldü.
Gözleri açık öldü
Donuk bakarak
Gözü arkada kalarak
Tükürüğü boğazında düğümlenerek
Yaşanmamışlıklar içinde kalarak öldü
Cenazesine kimse gelmedi
Mezar taşı da olmadı taşa yazılan 2 özlü sözü de
Üşüdü
Yaşarken de çok üşürdü
Parmakları mosmor olurdu…
Ölüme o yüzden kolay alıştı.
…………………………….
Diğerinin saçları döküldü
Göz kapakları şişti aşağı doğru sarktı
Artık sadece kör bastonuyla bile yolunu bulabilecek kıvama geldi hayatta
Tek bir şeye odaklandı
Tek bir şey istedi
En iyisi olmak istedi
Olacaktı
Bir dolu hayatlar yaşattı kahramanlarına
Bir gezegen dolusu insan toplamak mümkündü yazdığı hikayelerin içinden
Hepsini tanıyordu gülüşüne bakışına kokusuna boynundaki benine kadar
Kendi dünyansın tanrısıydı
Konuş dediğinde konuşurdu insancıkları
Öl dediğinde ölürdü
Gözlerinden düşecek damla sayısına kadar O’ndan sorulurdu.
İnsancıkları yönetmek zordu
Yaratmak yok etmek kavga ettirip barıştırmak aşık etmek …
Tüm bunları yapabilmek adına
Kelimelerindeki insancıkları adına
O sokaktaki İnsanlardan uzak düştü
dışarıda hayat aktı
İnsancıkları onun hayatı oldu.
Saçları hala siyahtı
Belki hala vakit vardı
Ama o vakit de geçecekti
Geçti...
( Senarist dostuma, deli dolu, her daim dolu, her daim tahmin edilemez, orda burda şurda, her daim yazan ama tüketmeyen dostuma ve hala içimde bir yerlerde olduğunu bildiğim kısa saçlı, hep meraklı hep çoğaltmak çoğalmak isteyen bana)
Onu ilk gördüğümde saçları daha kısaydı ama gürdü yine simsiyahtı…
Yeşil çizgili bir sweatshirt giymişti
Daha gençti
Daha az tökezlemişti daha az güçlüydü
İlk gece kuklalar vardı
Terasta dopdolu muhabbet, gülüşmeler, Ferhan Şensoy dedikoduları
Saat tam 12 de ayakkabısının tekini merdivenlerde bırakarak kaçan ben
…
Aradan 4 yıl geçti
Kısa saçlı, eşoftmanlı, nike spor ayakkabılı kız öldü
Yaşarken gözlerinin içi gülerdi
Yaşarken gerçekten yaşar gibiydi
Nefes aldığında gerçekten nefes alıyordu
Ölünce de gerçekten öldü.
Gözleri açık öldü
Donuk bakarak
Gözü arkada kalarak
Tükürüğü boğazında düğümlenerek
Yaşanmamışlıklar içinde kalarak öldü
Cenazesine kimse gelmedi
Mezar taşı da olmadı taşa yazılan 2 özlü sözü de
Üşüdü
Yaşarken de çok üşürdü
Parmakları mosmor olurdu…
Ölüme o yüzden kolay alıştı.
…………………………….
Diğerinin saçları döküldü
Göz kapakları şişti aşağı doğru sarktı
Artık sadece kör bastonuyla bile yolunu bulabilecek kıvama geldi hayatta
Tek bir şeye odaklandı
Tek bir şey istedi
En iyisi olmak istedi
Olacaktı
Bir dolu hayatlar yaşattı kahramanlarına
Bir gezegen dolusu insan toplamak mümkündü yazdığı hikayelerin içinden
Hepsini tanıyordu gülüşüne bakışına kokusuna boynundaki benine kadar
Kendi dünyansın tanrısıydı
Konuş dediğinde konuşurdu insancıkları
Öl dediğinde ölürdü
Gözlerinden düşecek damla sayısına kadar O’ndan sorulurdu.
İnsancıkları yönetmek zordu
Yaratmak yok etmek kavga ettirip barıştırmak aşık etmek …
Tüm bunları yapabilmek adına
Kelimelerindeki insancıkları adına
O sokaktaki İnsanlardan uzak düştü
dışarıda hayat aktı
İnsancıkları onun hayatı oldu.
Saçları hala siyahtı
Belki hala vakit vardı
Ama o vakit de geçecekti
Geçti...
( Senarist dostuma, deli dolu, her daim dolu, her daim tahmin edilemez, orda burda şurda, her daim yazan ama tüketmeyen dostuma ve hala içimde bir yerlerde olduğunu bildiğim kısa saçlı, hep meraklı hep çoğaltmak çoğalmak isteyen bana)
Hollywood'un Gözü Kör olsun, filmi kopsun...


Biliyorum,
sen o filmdeki dünyayı kurtaran adam değilsin bebeğim, süper güçlerin, süper kasların, süper kostümün yok.
Merak etme zaten öyle bir beklentim de yok. (?)
Doğduğunda 60 'ın ölürken bebek yaşta, gözlerin gözlerimde, sonbaharda yazın kışın hep el ele hep kıç kıça kalp kalbe
Sonsuza dek,
Happily ever after
Elbette filmlerde hep abartılır...
Lakin en azından şu filmdeki Hugh Grant olsan?
Lost'taki serseri Sam? Sevmediysen doktor Jack ?
Peki en azından Arnold Schwarzenegger?
Biraz güç ,biraz gülüş,
Biraz oyun, biraz çiçek?
Hemen cevap verme, biraz düşün istersen (m )...
Abra Kadabra
Her şey illüzyondan ibaret. ( mi )- ( Göz yanılgısı yani )
Her şeyi gereğinden fazla ciddiye alan tavrımız nedeniyle alay konusuyuz bilmediğimiz 1 yerlerde
Onu bırakın da, şapkadan çıkan tavşan , şapkadan çıktığının bilincinde mi?
Sen bilincinde misin?
Her şeyi gereğinden fazla ciddiye alan tavrımız nedeniyle alay konusuyuz bilmediğimiz 1 yerlerde
Onu bırakın da, şapkadan çıkan tavşan , şapkadan çıktığının bilincinde mi?
Sen bilincinde misin?
Self Gaz, Sırf Gaz!
Haydi Ayça!
Bunu da atlat,
şu su birikintisinde de yüz,
bu engelden de atla!
Şu problemi de çöz,
Bu soruyu da cevapla!
Şu tepeyi de aş
Şu köşeyi de dön
İşte orda
Gökkuşağının altı orda!
Yürü be Ayça!
Hatta koşsana Ayça!
Ayça?
Bunu da atlat,
şu su birikintisinde de yüz,
bu engelden de atla!
Şu problemi de çöz,
Bu soruyu da cevapla!
Şu tepeyi de aş
Şu köşeyi de dön
İşte orda
Gökkuşağının altı orda!
Yürü be Ayça!
Hatta koşsana Ayça!
Ayça?
Salya Sümük

Kod adı Dana olana
(05 Kasım 2008 Çarşamba- 18.20-Kabataş-Kahve Dünyası-Öznur’u beklerken)
4 kasım sabaha karşı
Ayrıldık
Çok ağladım
Kızdım
Bana sarıldı
Elimi tuttu
İttim
Gerçek değilmiş dedim
Değişmedi
O gece uyumadım
Ertesi gün yemek yemedim
Hep ağladım
Hep içim acıdı
Hep onu düşündüm
Hep gelsin istedim
Dayanamasın vazgeçsin ...
O akşam onu aradım
Katı ve ruhsuz sesi
Benim kızgınlığım sorularım
Benim ağlayışlarım hıçkırıklarım
Bir müddet sonra
‘Lütfen gel’lerim
Her şey cevapsız kaldı
Gelemem dedi
Kaldıramıyorum dedi
Seninle sevmekten uzaklaşmıştım ve ne ilginçtir ki tekrar sadece seni sevdim dedi
Seni özleyeceğim dedi
Seni seviyorum dedi
Ama en sonunda
Kendine iyi bak dedi
Sadece
Kendine iyi bak diyebildim
Karanlıkta
Tek ben benle kaldım
Kolllarım uyuştu
Mideme kramplar girdi
Vücudumu oluşturan suyun tamamına yakını gözlerimden boşaldı
Çok üzüldüm
Çok çok çok üzüldüm
Ve bunlar dün oldu.
İşe gidemeyeceğimi bildirdiğim
Yataktan dışarı adım atamadığım
Hep soru sualle geçen
Dündü
Keşke hiç tekrar başlamasaydı mı
Bilmiyorum
Onu seviyor muyum
Onu seviyorum
Gözlerim acıyor
Gözlerim kocaman şiş
O gelmeyecek
Ama gözlerim sonsuza dek şiş kalmayacak
Zamanın onu bir anı yapacağını biliyorum
Paketleyeceğini ve rafa koyacağını biliyorum
İşte en çok buna üzülüyorum
O benim başlangıcımdı
Ama fotofinishte o olmayacak
Bense bütün paramı ona oynamıştım
Şimdi meteliksizim
Ta ki tekrar para kazanma ve tekrar başka bir ata tüm paramı yatırmayı isteyene kadar
Zaman onu benden alacak
Zaman beni ondan alacak
Zamanla yüz hatlarımız silinecek
Kubbede belki hoş 1 seda kalacak
Belki o bile kalmayacak'
'1 hafta sonra
yine yeniden başladı
anladım ki
yarım kalan işi bitirmekten başka bir şey değildi
kırıntılar da tüketildikten sonra
gong martta son kez çaldı
çanlar bizim için çaldı
kulaklarım sağır oldu.
Sağır oldum.
Kubbede bir hoş seda kalmışsa bile
onu dahi duyamayacak kadar sağırım şimdi'
(05 Kasım 2008 Çarşamba- 18.20-Kabataş-Kahve Dünyası-Öznur’u beklerken)
4 kasım sabaha karşı
Ayrıldık
Çok ağladım
Kızdım
Bana sarıldı
Elimi tuttu
İttim
Gerçek değilmiş dedim
Değişmedi
O gece uyumadım
Ertesi gün yemek yemedim
Hep ağladım
Hep içim acıdı
Hep onu düşündüm
Hep gelsin istedim
Dayanamasın vazgeçsin ...
O akşam onu aradım
Katı ve ruhsuz sesi
Benim kızgınlığım sorularım
Benim ağlayışlarım hıçkırıklarım
Bir müddet sonra
‘Lütfen gel’lerim
Her şey cevapsız kaldı
Gelemem dedi
Kaldıramıyorum dedi
Seninle sevmekten uzaklaşmıştım ve ne ilginçtir ki tekrar sadece seni sevdim dedi
Seni özleyeceğim dedi
Seni seviyorum dedi
Ama en sonunda
Kendine iyi bak dedi
Sadece
Kendine iyi bak diyebildim
Karanlıkta
Tek ben benle kaldım
Kolllarım uyuştu
Mideme kramplar girdi
Vücudumu oluşturan suyun tamamına yakını gözlerimden boşaldı
Çok üzüldüm
Çok çok çok üzüldüm
Ve bunlar dün oldu.
İşe gidemeyeceğimi bildirdiğim
Yataktan dışarı adım atamadığım
Hep soru sualle geçen
Dündü
Keşke hiç tekrar başlamasaydı mı
Bilmiyorum
Onu seviyor muyum
Onu seviyorum
Gözlerim acıyor
Gözlerim kocaman şiş
O gelmeyecek
Ama gözlerim sonsuza dek şiş kalmayacak
Zamanın onu bir anı yapacağını biliyorum
Paketleyeceğini ve rafa koyacağını biliyorum
İşte en çok buna üzülüyorum
O benim başlangıcımdı
Ama fotofinishte o olmayacak
Bense bütün paramı ona oynamıştım
Şimdi meteliksizim
Ta ki tekrar para kazanma ve tekrar başka bir ata tüm paramı yatırmayı isteyene kadar
Zaman onu benden alacak
Zaman beni ondan alacak
Zamanla yüz hatlarımız silinecek
Kubbede belki hoş 1 seda kalacak
Belki o bile kalmayacak'
'1 hafta sonra
yine yeniden başladı
anladım ki
yarım kalan işi bitirmekten başka bir şey değildi
kırıntılar da tüketildikten sonra
gong martta son kez çaldı
çanlar bizim için çaldı
kulaklarım sağır oldu.
Sağır oldum.
Kubbede bir hoş seda kalmışsa bile
onu dahi duyamayacak kadar sağırım şimdi'

'YAŞ-LA-NI-YOR-UZ Çarşamba, Temmuz 25, 2007
Keşke küçücük bir çocuk olsaydım,
Kalemi daha tutmayı beceremeyen ellerimle ‘ Seni Çok Seviyorum Anne ‘ yazsaydım beyaz bir kağıda ya da ailemizin resmini çizip verseydim sana, elimde tuttuğum bir çiçekle doğum gününü kutlayarak
Daha ışık ışık olsaydı gözlerimin içi gülünce
Daha çocuk olsaydım
Daha temiz daha umutlu daha az yıpranmış
Daha uzun bir gelecek bekliyor olsaydı beni
Minik ellerim
Güzel bir temmuz sabahı
Bembeyaz
Uçuşan perdeler
Terletmeyen bir sıcak
Yeni başlamış tüm hikayemiz
Tüm aile fertlerim yanı başımda
Hiç birinin yüzünde bu günkü kadar derin çizgiler yok
Babamın saçları hala gür ve siyah
Senin şen kahkahaların evin her yerinde
Tazecik bir aileyiz
Daha emekleyen, tombul bir kardeşim ve ben varız
Belki hiç tatile gitmemişiz ömrümüzde
Denizde yüzmeyi bilmiyoruz
Ama olsun
Elbet bir gün gideceğiz ya nasılsa, halının üzerinde de yüzme antrenmanları yapmak yetiyor kardeşimle bana
Belki hiç Sinemada film izlememişiz
Mahallenin sınırları dışındaki dünyanın varlığından haberimiz yok
Olsun
Mahallemiz bizim dünyamız
Dönüm dönüm
Keşfet keşfet bitmeyen
Bazen ayı oynatanların ve lunaparkın bile ayağımıza geldiği
At arabaları ile sularımızın kapıya servis yapıldığı
Ihlamur ağaçları altında
Ihlamur kokulu mahallemiz
Ne mutluyuz orda
Hem henüz daha kimsenin fotoğrafına bakmakla yetinmek zorunda da değiliz
Tüm sevdiklerimiz kanlı canlı
Karşımızda
Yanımızda
İçimizde
Bölünmedik henüz
Seviyoruz birbirimizi
Kin tutmak nedir bilmiyoruz
Kavga kıyamet düğün bayram hepsi bir arada
Biz bir aradayız
Biz kocaman mutlu bir aileyiz.
Ne soyadlarımız, ne farklı evlerin kapıları bizi ayıramamış henüz.
Bütün direklerimiz sapasağlam
Özlemlerin gerçeğini tatmamışız henüz
Çocuğuz
Genciz
Mutluyuz
Kurban bayramlarında kapıya bağlanan koçlar
Alna sürülen kan
Sıcaklarda kapıda yıkanan halılar
Çıplak ayaklar
Haftada bir anneannemin mantıları
Sabahları anneannemin yuvarlak yuvarlak doğradığı tavada pişmiş sucuk, karalahana, horon, Karakulak, Beykoz,
Beyaz peynir… hiç birinin tadını bulamadım hiçbir yerde
Artık ben 27 yaşındayım
Artık anlattığım zamanlarda annemin olduğu yaştan bile fazlayım
Çocuk değilim
Saf değilim
Kin tutabiliyorum
Özlem nedir biliyorum, yaşıyorum
Ama hala tek bir ailem var
Annem hep annem
Bu gün 47 yaşına bassa da
Saçları beyazlasa da
Gözlüksüz daha zor seçse de harfleri
Vücudu yer çekimine daha az direniyor olsa da
Daha olgun daha somurtkan daha tecrübeli daha …olsa da
Annem hep annem
Ben hep onun çocuğuyum
Aslında hala ellerim küçücük onun ellerinin içinde
Hala beni kucağına alsın istiyorum
Bana masal anlatsın
Saçlarımla oynasın
Ben bu evrende var oldukça benim evrenim olsun
Nefesi bana güç versin istiyorum
Seni seviyorum Anne
Kızın olmak çok güzel
Sen de çok güzelsin Anne…
İyi ki doğdun,
Beni iyi ki doğurdun Anne
Kızın
Ayça SELVİ'
Keşke küçücük bir çocuk olsaydım,
Kalemi daha tutmayı beceremeyen ellerimle ‘ Seni Çok Seviyorum Anne ‘ yazsaydım beyaz bir kağıda ya da ailemizin resmini çizip verseydim sana, elimde tuttuğum bir çiçekle doğum gününü kutlayarak
Daha ışık ışık olsaydı gözlerimin içi gülünce
Daha çocuk olsaydım
Daha temiz daha umutlu daha az yıpranmış
Daha uzun bir gelecek bekliyor olsaydı beni
Minik ellerim
Güzel bir temmuz sabahı
Bembeyaz
Uçuşan perdeler
Terletmeyen bir sıcak
Yeni başlamış tüm hikayemiz
Tüm aile fertlerim yanı başımda
Hiç birinin yüzünde bu günkü kadar derin çizgiler yok
Babamın saçları hala gür ve siyah
Senin şen kahkahaların evin her yerinde
Tazecik bir aileyiz
Daha emekleyen, tombul bir kardeşim ve ben varız
Belki hiç tatile gitmemişiz ömrümüzde
Denizde yüzmeyi bilmiyoruz
Ama olsun
Elbet bir gün gideceğiz ya nasılsa, halının üzerinde de yüzme antrenmanları yapmak yetiyor kardeşimle bana
Belki hiç Sinemada film izlememişiz
Mahallenin sınırları dışındaki dünyanın varlığından haberimiz yok
Olsun
Mahallemiz bizim dünyamız
Dönüm dönüm
Keşfet keşfet bitmeyen
Bazen ayı oynatanların ve lunaparkın bile ayağımıza geldiği
At arabaları ile sularımızın kapıya servis yapıldığı
Ihlamur ağaçları altında
Ihlamur kokulu mahallemiz
Ne mutluyuz orda
Hem henüz daha kimsenin fotoğrafına bakmakla yetinmek zorunda da değiliz
Tüm sevdiklerimiz kanlı canlı
Karşımızda
Yanımızda
İçimizde
Bölünmedik henüz
Seviyoruz birbirimizi
Kin tutmak nedir bilmiyoruz
Kavga kıyamet düğün bayram hepsi bir arada
Biz bir aradayız
Biz kocaman mutlu bir aileyiz.
Ne soyadlarımız, ne farklı evlerin kapıları bizi ayıramamış henüz.
Bütün direklerimiz sapasağlam
Özlemlerin gerçeğini tatmamışız henüz
Çocuğuz
Genciz
Mutluyuz
Kurban bayramlarında kapıya bağlanan koçlar
Alna sürülen kan
Sıcaklarda kapıda yıkanan halılar
Çıplak ayaklar
Haftada bir anneannemin mantıları
Sabahları anneannemin yuvarlak yuvarlak doğradığı tavada pişmiş sucuk, karalahana, horon, Karakulak, Beykoz,
Beyaz peynir… hiç birinin tadını bulamadım hiçbir yerde
Artık ben 27 yaşındayım
Artık anlattığım zamanlarda annemin olduğu yaştan bile fazlayım
Çocuk değilim
Saf değilim
Kin tutabiliyorum
Özlem nedir biliyorum, yaşıyorum
Ama hala tek bir ailem var
Annem hep annem
Bu gün 47 yaşına bassa da
Saçları beyazlasa da
Gözlüksüz daha zor seçse de harfleri
Vücudu yer çekimine daha az direniyor olsa da
Daha olgun daha somurtkan daha tecrübeli daha …olsa da
Annem hep annem
Ben hep onun çocuğuyum
Aslında hala ellerim küçücük onun ellerinin içinde
Hala beni kucağına alsın istiyorum
Bana masal anlatsın
Saçlarımla oynasın
Ben bu evrende var oldukça benim evrenim olsun
Nefesi bana güç versin istiyorum
Seni seviyorum Anne
Kızın olmak çok güzel
Sen de çok güzelsin Anne…
İyi ki doğdun,
Beni iyi ki doğurdun Anne
Kızın
Ayça SELVİ'
Bu yazıyı 'her yazımı olduğu gibi' hissederek yazmışım, 47. yaşına giren anneme, O'na olan sevgimi değil ama artık aileye olan inancımı yitiriyorum...
Geç buldum tez yitirdim
Kahretmesin ki dün çok mutluydum
ve kahretmesin ki çok uykulu .
Uyudum
gün hemen bitiverdi...
ve kahretmesin ki çok uykulu .
Uyudum
gün hemen bitiverdi...
Bekleyen Dervişlere
“ there are worse things than being alone
but it often takes decades to realize this
and most often when you do
it’s too late
and
there’s nothing worse than too late.
- Charles Bukowski
but it often takes decades to realize this
and most often when you do
it’s too late
and
there’s nothing worse than too late.
- Charles Bukowski
Korkunun Ecele...
Sevgili Sevgilim
Bence sen benimle anlaşmak istemiyorsun.
Yorgunum
Daha ne kadar sevgilim olacaksın
Hangi kavgamızda artık üzülmeyeceğim bile
Söylediklerine aldırmayacağım
Acıtmayacaklar bilmiyorum
Böyle olmasını istemiyorum
Çok sihirli
Çok film gibi
Çok anlatmaya yaşamaya değer
Çok tu benim için
Öyle devam etmeyecek mi
Yazmaya korkuyorum
Görmeye korkuyorum
demişim bir zamanlar
ama görmüşüm eninde sonunda.
Bence sen benimle anlaşmak istemiyorsun.
Yorgunum
Daha ne kadar sevgilim olacaksın
Hangi kavgamızda artık üzülmeyeceğim bile
Söylediklerine aldırmayacağım
Acıtmayacaklar bilmiyorum
Böyle olmasını istemiyorum
Çok sihirli
Çok film gibi
Çok anlatmaya yaşamaya değer
Çok tu benim için
Öyle devam etmeyecek mi
Yazmaya korkuyorum
Görmeye korkuyorum
demişim bir zamanlar
ama görmüşüm eninde sonunda.
1 Nisan 2009 Çarşamba
Rüya
'Uyanamıyorum, ayrılamıyorum' dedi kelimelerle
A: Neyden neden?
'Senden Ormandan Luna'dan'
A: Rüyalardan zamanında uyanamadığında kabus olup çıkıyor her şey, bu sabah kalbim kırık buruk uyandım ben güne, çalan o şarkıyla.
Ama UYANDIM
Sen de uyanmalısın...
A: Neyden neden?
'Senden Ormandan Luna'dan'
A: Rüyalardan zamanında uyanamadığında kabus olup çıkıyor her şey, bu sabah kalbim kırık buruk uyandım ben güne, çalan o şarkıyla.
Ama UYANDIM
Sen de uyanmalısın...
Coğrafya
Dün mont giyiyordum
Bugün tshirtleyim
Dünya dönüyor dönecek
belki biraz yörüngesi değişecek
ama dönecek...
Bugün tshirtleyim
Dünya dönüyor dönecek
belki biraz yörüngesi değişecek
ama dönecek...
Pazarlık
Seçenekleri çoğaltıyorum
Ama ihtimaller çoğalmıyor
Sonuç hep aynı
Mı?
Kahretmesin kaç canlıyım ben
Bir türlü ölmüyorum
Ölsem
Sonra dirilsem?
Ama ihtimaller çoğalmıyor
Sonuç hep aynı
Mı?
Kahretmesin kaç canlıyım ben
Bir türlü ölmüyorum
Ölsem
Sonra dirilsem?
Kaydol:
Yorumlar (Atom)




