10 Temmuz 2009 Cuma

Bin bilsen de bir bilene...

Bir yerlere gidip oranın bir bileni olmak
oralardan bildiren olmak istiyorum
gelip bana sorsunlar
' nasıl bilirsiniz ' desinler
suyu içilir mi kızı alınır mı, ekmeği yenir mi, yüzüne bakılır mı, yolundan geçilir mi, duası tutar mı desinler
ateş yaksınlar etafına oturup karanlıkta anlattığım yarı hayal yarı gerçek hikayelerimi dinlesinler
candan inansınlar
aaaaaa desinler
gözlerini kulaklarını 4 açsınlar
bire bin katarak birbirlerine anlatsınlar
beni bir masal kahramanı yapsınlar
yaşlı genç kadın erkek
kapımı çalsınlar
çekinerek girsinler
1 istirhamım vardı desinler
o sıra bağdaş kurmuş cumbada oturuyor olsam
bir elimde tesbih bir elimde nargilemin marpucu
sessizce dinlesem
hafifçe başımı sallasam
bir süre konuşmadan camdan uzaklara sonra da hafifçe gökyüzüne yukarılara baksam
sonra dönsem ve gözlerinin içine bakarak
aslında hep aynı cevabı versem
'cevap sende gizlidir' desem
ihtiyacı olana sadece ihtiyacı olan cesareti yüklesem
hem bilemeyen olmasam hem gizemli kalsam...

modern zamanlarda tekke ve zaviyesiz ortamda
üfürüksüz, dervişsiz, herkesin her şeyi bilebildiği zamanda
olur mu böyle derseniz
kimse çalmaz kapını derseniz
dedem korkut a mı özendin yoksa Adıyaman şeyhlerine mi derseniz
kim artık bu kadar cahil bu kadar kör bu kadar inanmaya açık
medet umar her sakallıdan her ufka derin derin bakandan derseniz
size baksam
gözlerinizin taa içine baksam
ve ağır oturaklı şöyle desem
' cevap sizde gizlidir'

Ne dersiniz....

Hiç yorum yok: