12 Temmuz 2009 Pazar

Ne yaptığını biliyorum! (muyum?)

Her gün 'O' evden çıkarken çoktan uyanmış, kahvaltımı etmiş etrafta dolanıyor olurdum.
Aksilik işte ,
O gün kalktığımda evde kimse yoktu. Gitmişti. Ben mi çok uyumuştum, O mu güne erken başlamıştı bilmiyorum. Tek hatırladığım kapının kapanma sesinden önce hayal meyal bir evde biten içme suyuyla ilgili bana verdiği ültimatomlar ve benim hı hılarım...

Evet ben gözlerimi açtığımda O gitmişti ve o gün üzerine ne giydiğini, traş olup kokular sürünüp sürünmediğini, saçını hangi tarafa taradığını görememiştim.

Gerçi epi topu 2 tshirtü vardı. İkisi de siyah sadece birisi nispeten daha yeni olduğu için rengi biraz daha canlı siyah...

Hangisini giydiğinin ne önemi vardı

Kitaplarını almış mıydı?
Yakın gözlüğünü?
James Bond çantasını?
Deri eldivenlerini ve motosikletinin anahtarını?
Deri eldivenleri ve motosikletin anahtarı zaten yoktu.
Motosikleti de yoktu.

Yapış yapış bir güne uyandım ben de ardından
Sıcak nemli neme doygun bir gün
Ve spora gitmem gereken bir gün
45 dakika döner bir zemin üzerinde koşar adımlarla ilerleyip bir arpa boyu yol alamayacağım
Ağırlık kaldırıp indireceğim
Küçük büyük plates toplarını vücudumun orasına burasına koyup sıkıştıracağım
Kendi kendime 3 saat boyunca işkence edeceğim
Ve bunun için üstüne para ödeyeceğim bir gün

Nasıl isteksizdim...

Gittim
Saydığım her bir şeyi bir kaç tur yaptım
Terledim
2 kere tshirt değiştirdim
Yanımdaki koşu bandında ‘ dan dan’ yürüyen, kulağında mp3 playerı oldğu halde tv kumandasını evden getirmiş gibi elinden bırakmayıp
sürekli zap yapan
Şişko
Evet şiko ve çirkin ve sevimsiz ve yağlı ve itici kadına
İçimden lanetler yağdırdım
Bunların hepsi bir imtihandı ama
Bedenimi ve ruhumu eğitmemde bana yardımcı olan
Modern zamanın dervişlerine derviş adaylarına çekilecek çileler
Çektim ben de
Sineye çektim...

Koşu bandı üzerindeki 45 dakika
Saniyelerin saatler gibi geçtiği
O da bitti

Hepsi bitti
Daha salona yeni gelenlere Allah kurtarsın diyip çıktım.

Şükürler olsun yaradana.

Kadıköy Çarşısı
Yalandan vitrinlere baktım
Kitapçılara girdim
Kitaplara dokundum arka kapaklarını okudum
Yağmasam da gürledim

Sonra acıktım.
Geçiştiremedim açlığımı
Bastırmak işçin bir sandviç aldım
Meydanda
Kadıköye ayak basan herkesin geçmesi gereken bir noktadaki
Boş 1 banka oturdum
Ne keyif
Bin bir şekildeki bin bir eda hal tavırdaki insanoğlu karşında arzu endam ediyor
Sağlı sollu yanından geçip gidiyorlar
Hem sandviç ısır hem gözlemle hem eleştir
Şunun şurası olmamış bunun yanına bu yakışmamış şunun poposu büyük bunun boyu kısa
Bu fena değilmiş
...

İşte ne olduysa bu bank sefasında oldu.
Yolun karşısında duruyordu
Elinde bir kadın eli
Gözünde güneş gözlüğü
Önce emin olamadım
Yakınlaşıyorlardı
Bekledim
Aramızda 20 metre vardı artık
Ve emindim
Gerçi boyu 10 cm kadar uzamış, göbeği erimiş, saçlarına gürlük rengine parlaklık gelmişti
Üzerindeki tshirtün rengi açık maviydi
Uyurken bile çıkartmadığı siyah taşlı büyük yüzüğünden
James Bond çantasından eser yoktu

Hepsini bırakmış
Beyaz pantolonlu, annemden daha gen,ç daha zayıf, daha trendy, daha kızıl bir kadının elini almıştı ellerine
Yanımdan geçip gittiler
Beni tanınamazlıktan geldi
Ben de O’nu
Gözlerimi çevirdim telefonla konuşuyormuş gibi yaptım
Zaten çok sıcaktı
Bankta, güneşin altındaydım

Hiç yorum yok: