
'YAŞ-LA-NI-YOR-UZ Çarşamba, Temmuz 25, 2007
Keşke küçücük bir çocuk olsaydım,
Kalemi daha tutmayı beceremeyen ellerimle ‘ Seni Çok Seviyorum Anne ‘ yazsaydım beyaz bir kağıda ya da ailemizin resmini çizip verseydim sana, elimde tuttuğum bir çiçekle doğum gününü kutlayarak
Daha ışık ışık olsaydı gözlerimin içi gülünce
Daha çocuk olsaydım
Daha temiz daha umutlu daha az yıpranmış
Daha uzun bir gelecek bekliyor olsaydı beni
Minik ellerim
Güzel bir temmuz sabahı
Bembeyaz
Uçuşan perdeler
Terletmeyen bir sıcak
Yeni başlamış tüm hikayemiz
Tüm aile fertlerim yanı başımda
Hiç birinin yüzünde bu günkü kadar derin çizgiler yok
Babamın saçları hala gür ve siyah
Senin şen kahkahaların evin her yerinde
Tazecik bir aileyiz
Daha emekleyen, tombul bir kardeşim ve ben varız
Belki hiç tatile gitmemişiz ömrümüzde
Denizde yüzmeyi bilmiyoruz
Ama olsun
Elbet bir gün gideceğiz ya nasılsa, halının üzerinde de yüzme antrenmanları yapmak yetiyor kardeşimle bana
Belki hiç Sinemada film izlememişiz
Mahallenin sınırları dışındaki dünyanın varlığından haberimiz yok
Olsun
Mahallemiz bizim dünyamız
Dönüm dönüm
Keşfet keşfet bitmeyen
Bazen ayı oynatanların ve lunaparkın bile ayağımıza geldiği
At arabaları ile sularımızın kapıya servis yapıldığı
Ihlamur ağaçları altında
Ihlamur kokulu mahallemiz
Ne mutluyuz orda
Hem henüz daha kimsenin fotoğrafına bakmakla yetinmek zorunda da değiliz
Tüm sevdiklerimiz kanlı canlı
Karşımızda
Yanımızda
İçimizde
Bölünmedik henüz
Seviyoruz birbirimizi
Kin tutmak nedir bilmiyoruz
Kavga kıyamet düğün bayram hepsi bir arada
Biz bir aradayız
Biz kocaman mutlu bir aileyiz.
Ne soyadlarımız, ne farklı evlerin kapıları bizi ayıramamış henüz.
Bütün direklerimiz sapasağlam
Özlemlerin gerçeğini tatmamışız henüz
Çocuğuz
Genciz
Mutluyuz
Kurban bayramlarında kapıya bağlanan koçlar
Alna sürülen kan
Sıcaklarda kapıda yıkanan halılar
Çıplak ayaklar
Haftada bir anneannemin mantıları
Sabahları anneannemin yuvarlak yuvarlak doğradığı tavada pişmiş sucuk, karalahana, horon, Karakulak, Beykoz,
Beyaz peynir… hiç birinin tadını bulamadım hiçbir yerde
Artık ben 27 yaşındayım
Artık anlattığım zamanlarda annemin olduğu yaştan bile fazlayım
Çocuk değilim
Saf değilim
Kin tutabiliyorum
Özlem nedir biliyorum, yaşıyorum
Ama hala tek bir ailem var
Annem hep annem
Bu gün 47 yaşına bassa da
Saçları beyazlasa da
Gözlüksüz daha zor seçse de harfleri
Vücudu yer çekimine daha az direniyor olsa da
Daha olgun daha somurtkan daha tecrübeli daha …olsa da
Annem hep annem
Ben hep onun çocuğuyum
Aslında hala ellerim küçücük onun ellerinin içinde
Hala beni kucağına alsın istiyorum
Bana masal anlatsın
Saçlarımla oynasın
Ben bu evrende var oldukça benim evrenim olsun
Nefesi bana güç versin istiyorum
Seni seviyorum Anne
Kızın olmak çok güzel
Sen de çok güzelsin Anne…
İyi ki doğdun,
Beni iyi ki doğurdun Anne
Kızın
Ayça SELVİ'
Keşke küçücük bir çocuk olsaydım,
Kalemi daha tutmayı beceremeyen ellerimle ‘ Seni Çok Seviyorum Anne ‘ yazsaydım beyaz bir kağıda ya da ailemizin resmini çizip verseydim sana, elimde tuttuğum bir çiçekle doğum gününü kutlayarak
Daha ışık ışık olsaydı gözlerimin içi gülünce
Daha çocuk olsaydım
Daha temiz daha umutlu daha az yıpranmış
Daha uzun bir gelecek bekliyor olsaydı beni
Minik ellerim
Güzel bir temmuz sabahı
Bembeyaz
Uçuşan perdeler
Terletmeyen bir sıcak
Yeni başlamış tüm hikayemiz
Tüm aile fertlerim yanı başımda
Hiç birinin yüzünde bu günkü kadar derin çizgiler yok
Babamın saçları hala gür ve siyah
Senin şen kahkahaların evin her yerinde
Tazecik bir aileyiz
Daha emekleyen, tombul bir kardeşim ve ben varız
Belki hiç tatile gitmemişiz ömrümüzde
Denizde yüzmeyi bilmiyoruz
Ama olsun
Elbet bir gün gideceğiz ya nasılsa, halının üzerinde de yüzme antrenmanları yapmak yetiyor kardeşimle bana
Belki hiç Sinemada film izlememişiz
Mahallenin sınırları dışındaki dünyanın varlığından haberimiz yok
Olsun
Mahallemiz bizim dünyamız
Dönüm dönüm
Keşfet keşfet bitmeyen
Bazen ayı oynatanların ve lunaparkın bile ayağımıza geldiği
At arabaları ile sularımızın kapıya servis yapıldığı
Ihlamur ağaçları altında
Ihlamur kokulu mahallemiz
Ne mutluyuz orda
Hem henüz daha kimsenin fotoğrafına bakmakla yetinmek zorunda da değiliz
Tüm sevdiklerimiz kanlı canlı
Karşımızda
Yanımızda
İçimizde
Bölünmedik henüz
Seviyoruz birbirimizi
Kin tutmak nedir bilmiyoruz
Kavga kıyamet düğün bayram hepsi bir arada
Biz bir aradayız
Biz kocaman mutlu bir aileyiz.
Ne soyadlarımız, ne farklı evlerin kapıları bizi ayıramamış henüz.
Bütün direklerimiz sapasağlam
Özlemlerin gerçeğini tatmamışız henüz
Çocuğuz
Genciz
Mutluyuz
Kurban bayramlarında kapıya bağlanan koçlar
Alna sürülen kan
Sıcaklarda kapıda yıkanan halılar
Çıplak ayaklar
Haftada bir anneannemin mantıları
Sabahları anneannemin yuvarlak yuvarlak doğradığı tavada pişmiş sucuk, karalahana, horon, Karakulak, Beykoz,
Beyaz peynir… hiç birinin tadını bulamadım hiçbir yerde
Artık ben 27 yaşındayım
Artık anlattığım zamanlarda annemin olduğu yaştan bile fazlayım
Çocuk değilim
Saf değilim
Kin tutabiliyorum
Özlem nedir biliyorum, yaşıyorum
Ama hala tek bir ailem var
Annem hep annem
Bu gün 47 yaşına bassa da
Saçları beyazlasa da
Gözlüksüz daha zor seçse de harfleri
Vücudu yer çekimine daha az direniyor olsa da
Daha olgun daha somurtkan daha tecrübeli daha …olsa da
Annem hep annem
Ben hep onun çocuğuyum
Aslında hala ellerim küçücük onun ellerinin içinde
Hala beni kucağına alsın istiyorum
Bana masal anlatsın
Saçlarımla oynasın
Ben bu evrende var oldukça benim evrenim olsun
Nefesi bana güç versin istiyorum
Seni seviyorum Anne
Kızın olmak çok güzel
Sen de çok güzelsin Anne…
İyi ki doğdun,
Beni iyi ki doğurdun Anne
Kızın
Ayça SELVİ'
Bu yazıyı 'her yazımı olduğu gibi' hissederek yazmışım, 47. yaşına giren anneme, O'na olan sevgimi değil ama artık aileye olan inancımı yitiriyorum...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder