16 Şubat 2010 Salı

Haneler

5 Katlı bir apartmanda oturuyorum ben


Asansörü olmayan 5 katlı bir apartmanın 5. katında.

Her gidişlerimde ve her dönüşlerimde

Tek tek geçiyorum önünden tüm komşu dairelerin

Tek tek şahit oluyorum her kapının altından sızan ışığa

Uzun uzun izliyorum farklı farklı kapıları, paspasları, kapıların önlerine bırakılmışları...



Anneleri duyuyorum

Tiz sesli çığırtkan anneler

Çağıran azarlayan hatırlatan öğreten affeden

Babalar daha nadir takılıyor kulağıma

Baba sesi, bardak taştığında taşıyor genelde kapı altlarından,

daha şiddetli vurdulu kırdılı bazen küfürlü saldırgan mücadeleden bıkmış hayattan sıkılmış,

bizim apartmanda.

Ve isyan eden, reddeden, kavga eden, bazen hıçkırıklarını duyduğum ergenler var.

Hepsi tanıdık bana

Ama ya bazı katlardaki o ‘hiç’ lik...

Sessizlik...

Sessizliği dinlediğim katlar

Ne gülüşme ne atışma ne fısıldaşmalar

Hiç bir şey yok

Ölüme yatılan daireler

Uzun yıllar çiftken

Teke düşmüş,

Yaşlı,

Uğurlamış

Ve uğurlanmayı bekleyen.

Duvarlar'a tavanlar'a dahi edecek kelimesi

Nefesini tüketmesi için bir nedeni kalmamış

Hayatta ‘nedensiz’ kalmış daireler.

En sessiz ama en çok içime işleyen.



Çünkü bilirim karı koca akşam aynı yastığa baş koyacaklardır

Kardeşler birbirlerini atıp atıp yar başında tutacaklardır

Oralarda ‘devam’ edecektir

Bu katlarda çoktan ‘durmuş' olan.

En çok bu katlardaki sessizlikler bağırır kulağıma kulağıma

Rahatsız eder beni

Kendime döndürür

Korkutur.



Bir gün o dairelerin önünden başkaları geçecektir

ve

İçerdeki sessizliği işitilen ben mi olacağımdır...

Hiç yorum yok: