Ormanlarım kocaman uçsuz bucaksız
Hayat kaynağı
Anaç
Yer yer
Ayak basılmamış
Balta girmemiş
İçinde incir yaprakları ile dolaştığım
Ormanımın dallarında bir kuş
Sesini duyduğum
Kanat çırpışının rüzgarıyla ferahladığım
Hiç tam anlamıyla görmediğim
Ama zaten sesine vurulduğum
Şarkılarını dinlediğim
Kuş...
Bazen ürkek
Bazen cüretkar
Ama her daim kanatlı
Her daim uçmaya meyilli
Şarkılarına vurulduğum kuş...
27 Şubat 2010 Cumartesi
26 Şubat 2010 Cuma
Topaç
Tam da herkes kendi haline dalmışken
Cemaat evinin yoluna gitmeye
Kafalar başka tarafa çevrilmeye
Ağızlar birbirleri ile konuşmaya yüz tutmuşken
Biti mi! Bitmedi!
Çıkarıveriyorsun çantandaki renkli topaçlarından
Atıveriyorsun üstlerine
Oynayın
Benim topaçlarım bunlar
Benim renkli eğlenceli topaçlarım
Döndürün durun!
Dağılmıyor kalabalık
Etraf hep kalabalık...
Dönüyor yerde topaçlar
Oynuyor insancıklar...
Ya biterse bir gün çantadakiler
Ya da çıkarsa çantasında daha renkli topaçları olanlar
Bitecek mi?
Bitmeyecek mi...
Ya bittiyse şimdiden...
Cemaat evinin yoluna gitmeye
Kafalar başka tarafa çevrilmeye
Ağızlar birbirleri ile konuşmaya yüz tutmuşken
Biti mi! Bitmedi!
Çıkarıveriyorsun çantandaki renkli topaçlarından
Atıveriyorsun üstlerine
Oynayın
Benim topaçlarım bunlar
Benim renkli eğlenceli topaçlarım
Döndürün durun!
Dağılmıyor kalabalık
Etraf hep kalabalık...
Dönüyor yerde topaçlar
Oynuyor insancıklar...
Ya biterse bir gün çantadakiler
Ya da çıkarsa çantasında daha renkli topaçları olanlar
Bitecek mi?
Bitmeyecek mi...
Ya bittiyse şimdiden...
Adana
Tam arkasını dönmüş gidiyordu
- Şey, dedim, yalnız soğansız olsun lütfen.
Elbette der gibi başını salladı gözlerini kırptı ağırdan
5 dakika geçti geçmedi
Servis fena değil, tabağım önümde...
Ama içinde soğanlar kocaman kocaman!
- Şey, dedim yine mahcup biraz ( ağzımdan kaçıverdi aslında ), ben soğansız istemiştim ama ?
Geldi şöyle bir baktı, gördü soğanları. Yüzünü buruşturdu.Sanki suçluyu arıyormuş gibi bakındı arkasına Tabağa davrandı.
- Yok, dedim, neyse yerim böyle!
Duymamış gibi yaptı ,aldı tabağı uzaklaştı.
3 dakika sonra
Aynı tabak. Soğanlar ayıklanmış, onlardan arta kalan boşluklar var.
Teşekkür ettim. Ne soğanlı ne soğansızdı yediğim
İkisi de olamamış karaktersiz bir şeydi işte.
Kızmadım
Eee sen uymadıysan işin raconuna
İşin raconu ancak bu kadar uyar sana.
- Şey, dedim, yalnız soğansız olsun lütfen.
Elbette der gibi başını salladı gözlerini kırptı ağırdan
5 dakika geçti geçmedi
Servis fena değil, tabağım önümde...
Ama içinde soğanlar kocaman kocaman!
- Şey, dedim yine mahcup biraz ( ağzımdan kaçıverdi aslında ), ben soğansız istemiştim ama ?
Geldi şöyle bir baktı, gördü soğanları. Yüzünü buruşturdu.Sanki suçluyu arıyormuş gibi bakındı arkasına Tabağa davrandı.
- Yok, dedim, neyse yerim böyle!
Duymamış gibi yaptı ,aldı tabağı uzaklaştı.
3 dakika sonra
Aynı tabak. Soğanlar ayıklanmış, onlardan arta kalan boşluklar var.
Teşekkür ettim. Ne soğanlı ne soğansızdı yediğim
İkisi de olamamış karaktersiz bir şeydi işte.
Kızmadım
Eee sen uymadıysan işin raconuna
İşin raconu ancak bu kadar uyar sana.
Bu-Merak!
Meraklarımdan 'Bumerang'lar yapıyorum
Bazen uzaklaştırmak istiyorum atıyorum uzaklara
Her seferinde daha şiddetli dönüp dönüp geliyorlar bana.
Bazen uzaklaştırmak istiyorum atıyorum uzaklara
Her seferinde daha şiddetli dönüp dönüp geliyorlar bana.
Açmamak, açmazlardayken
Gözlerimi açsam içimin denizleri dalgalanacak etrafı sel alacak
Ağzımı açsam bütün alfabe paldır küldür boşalacakmış gibi.
paldır küldür.
o yüzden yumdum gözlerimi
o yüzden sımsıkı kapattım ağzımı
Ağzımı açsam bütün alfabe paldır küldür boşalacakmış gibi.
paldır küldür.
o yüzden yumdum gözlerimi
o yüzden sımsıkı kapattım ağzımı
16 Şubat 2010 Salı
Haneler
5 Katlı bir apartmanda oturuyorum ben
Asansörü olmayan 5 katlı bir apartmanın 5. katında.
Her gidişlerimde ve her dönüşlerimde
Tek tek geçiyorum önünden tüm komşu dairelerin
Tek tek şahit oluyorum her kapının altından sızan ışığa
Uzun uzun izliyorum farklı farklı kapıları, paspasları, kapıların önlerine bırakılmışları...
Anneleri duyuyorum
Tiz sesli çığırtkan anneler
Çağıran azarlayan hatırlatan öğreten affeden
Babalar daha nadir takılıyor kulağıma
Baba sesi, bardak taştığında taşıyor genelde kapı altlarından,
daha şiddetli vurdulu kırdılı bazen küfürlü saldırgan mücadeleden bıkmış hayattan sıkılmış,
bizim apartmanda.
Ve isyan eden, reddeden, kavga eden, bazen hıçkırıklarını duyduğum ergenler var.
Hepsi tanıdık bana
Ama ya bazı katlardaki o ‘hiç’ lik...
Sessizlik...
Sessizliği dinlediğim katlar
Ne gülüşme ne atışma ne fısıldaşmalar
Hiç bir şey yok
Ölüme yatılan daireler
Uzun yıllar çiftken
Teke düşmüş,
Yaşlı,
Uğurlamış
Ve uğurlanmayı bekleyen.
Duvarlar'a tavanlar'a dahi edecek kelimesi
Nefesini tüketmesi için bir nedeni kalmamış
Hayatta ‘nedensiz’ kalmış daireler.
En sessiz ama en çok içime işleyen.
Çünkü bilirim karı koca akşam aynı yastığa baş koyacaklardır
Kardeşler birbirlerini atıp atıp yar başında tutacaklardır
Oralarda ‘devam’ edecektir
Bu katlarda çoktan ‘durmuş' olan.
En çok bu katlardaki sessizlikler bağırır kulağıma kulağıma
Rahatsız eder beni
Kendime döndürür
Korkutur.
Bir gün o dairelerin önünden başkaları geçecektir
ve
İçerdeki sessizliği işitilen ben mi olacağımdır...
Asansörü olmayan 5 katlı bir apartmanın 5. katında.
Her gidişlerimde ve her dönüşlerimde
Tek tek geçiyorum önünden tüm komşu dairelerin
Tek tek şahit oluyorum her kapının altından sızan ışığa
Uzun uzun izliyorum farklı farklı kapıları, paspasları, kapıların önlerine bırakılmışları...
Anneleri duyuyorum
Tiz sesli çığırtkan anneler
Çağıran azarlayan hatırlatan öğreten affeden
Babalar daha nadir takılıyor kulağıma
Baba sesi, bardak taştığında taşıyor genelde kapı altlarından,
daha şiddetli vurdulu kırdılı bazen küfürlü saldırgan mücadeleden bıkmış hayattan sıkılmış,
bizim apartmanda.
Ve isyan eden, reddeden, kavga eden, bazen hıçkırıklarını duyduğum ergenler var.
Hepsi tanıdık bana
Ama ya bazı katlardaki o ‘hiç’ lik...
Sessizlik...
Sessizliği dinlediğim katlar
Ne gülüşme ne atışma ne fısıldaşmalar
Hiç bir şey yok
Ölüme yatılan daireler
Uzun yıllar çiftken
Teke düşmüş,
Yaşlı,
Uğurlamış
Ve uğurlanmayı bekleyen.
Duvarlar'a tavanlar'a dahi edecek kelimesi
Nefesini tüketmesi için bir nedeni kalmamış
Hayatta ‘nedensiz’ kalmış daireler.
En sessiz ama en çok içime işleyen.
Çünkü bilirim karı koca akşam aynı yastığa baş koyacaklardır
Kardeşler birbirlerini atıp atıp yar başında tutacaklardır
Oralarda ‘devam’ edecektir
Bu katlarda çoktan ‘durmuş' olan.
En çok bu katlardaki sessizlikler bağırır kulağıma kulağıma
Rahatsız eder beni
Kendime döndürür
Korkutur.
Bir gün o dairelerin önünden başkaları geçecektir
ve
İçerdeki sessizliği işitilen ben mi olacağımdır...
Terazi Ellerim
Biliyorum sen gelsen
Seninle beraber geçecekler eşiğimden sana ait eskiler
Çıkınında onca yüz
Onca söylenmiş laf
Onca yaşanmışlık
Yaşanmamışlık...
Ağırsın sen
Bir hamlede kalkamaz gibisin oturduğunda
Çökersin gibi çöreklenirsin gibi
Şehrinle dünyanla geziyormuşsun gibi
Bir bir isimlerini bildiğin halkınla
Bir bir yaşattığın ya da öldü sandığın insanların ilahların şeytanlarınla
Kendi dünyanı zaten kurmuşsun gibi
Ve senin dünyan artık bir sit alanıymış gibi.
Ağırsın sen...
Düşersen kaldıramam gibi
Düşersen beni de yıkarsın gibi
Heveslerim senin de heveslerinmiş ama
Sen onlardan çoktan geçmişsin gibi
Bunca görmüşlüğün, dilinin bunca dönmüşlüğü...
Daha çabuk yorulursun gibi
Ben o filmi görmüştüm,
Ben o dağa tırmanmıştım dersin gibi
Sen git ben arkandan bakıyorum diyecekmişsin gibi
Beni yarı yolda bırakacakmışsın gibi
Bundan sonra anlatacağın ne kadar hikayen varsa
Zaten bundan önce yaşadıkların olacakmış gibi
Sanki hep sen anlatacaksın ve hep ben dinleyecekmişim gibi
Ağır basacakmışsın gibi
Ve bir ağırlık basacakmış gibi
Sanki hep bana anlatacak ama hiç beni anlatmayacakmışsın gibi.
Seninle beraber geçecekler eşiğimden sana ait eskiler
Çıkınında onca yüz
Onca söylenmiş laf
Onca yaşanmışlık
Yaşanmamışlık...
Ağırsın sen
Bir hamlede kalkamaz gibisin oturduğunda
Çökersin gibi çöreklenirsin gibi
Şehrinle dünyanla geziyormuşsun gibi
Bir bir isimlerini bildiğin halkınla
Bir bir yaşattığın ya da öldü sandığın insanların ilahların şeytanlarınla
Kendi dünyanı zaten kurmuşsun gibi
Ve senin dünyan artık bir sit alanıymış gibi.
Ağırsın sen...
Düşersen kaldıramam gibi
Düşersen beni de yıkarsın gibi
Heveslerim senin de heveslerinmiş ama
Sen onlardan çoktan geçmişsin gibi
Bunca görmüşlüğün, dilinin bunca dönmüşlüğü...
Daha çabuk yorulursun gibi
Ben o filmi görmüştüm,
Ben o dağa tırmanmıştım dersin gibi
Sen git ben arkandan bakıyorum diyecekmişsin gibi
Beni yarı yolda bırakacakmışsın gibi
Bundan sonra anlatacağın ne kadar hikayen varsa
Zaten bundan önce yaşadıkların olacakmış gibi
Sanki hep sen anlatacaksın ve hep ben dinleyecekmişim gibi
Ağır basacakmışsın gibi
Ve bir ağırlık basacakmış gibi
Sanki hep bana anlatacak ama hiç beni anlatmayacakmışsın gibi.
Su
Yıllarca kapısı aralanmayan evlerdeki muslukları düşün.
O muslukların sertleşmiş, kendini kilitlemiş musluk başları...
Oldu da ikna etti ellerin onları açılmaya
Ne gördün ilk, ne duydun?
Önce Tıss sesi...Boşluk...
Boruları kaplayan hava boşalır önce.
Bekle.
Uzun sürmez o kadar.
Sonra,
Silkelenenir borular
Kısık kısık, bazen nağralar atarak; paslı, çamurlu, tortulu su boşalmaya başlar.
İçme o sudan.
Yüzüne vurma,
Yine bekle.
Aşağılamadan, yargılamadan, sıkılmadan ...
İzin ver boşaltsın içini kendi halinde.
An gelecek debisi yüksek, şiddetli; an gelecek sakin ince ince sızacaktır musluğun ağzından.
Yıllardır içine attıklarını kusmasının zamanıdır.
Bir süre sonra
Yeterince bir süre işte
Berraklaşmaya başlayacaktır
Kendi gibi, su gibi olmaya
Debisi normalleşecek
Nabzı normal atacaktır
Ve sen bekleyebildiysen bunca zaman
Ancak o zaman kana kana içirecektir sana kendini.
O muslukların sertleşmiş, kendini kilitlemiş musluk başları...
Oldu da ikna etti ellerin onları açılmaya
Ne gördün ilk, ne duydun?
Önce Tıss sesi...Boşluk...
Boruları kaplayan hava boşalır önce.
Bekle.
Uzun sürmez o kadar.
Sonra,
Silkelenenir borular
Kısık kısık, bazen nağralar atarak; paslı, çamurlu, tortulu su boşalmaya başlar.
İçme o sudan.
Yüzüne vurma,
Yine bekle.
Aşağılamadan, yargılamadan, sıkılmadan ...
İzin ver boşaltsın içini kendi halinde.
An gelecek debisi yüksek, şiddetli; an gelecek sakin ince ince sızacaktır musluğun ağzından.
Yıllardır içine attıklarını kusmasının zamanıdır.
Bir süre sonra
Yeterince bir süre işte
Berraklaşmaya başlayacaktır
Kendi gibi, su gibi olmaya
Debisi normalleşecek
Nabzı normal atacaktır
Ve sen bekleyebildiysen bunca zaman
Ancak o zaman kana kana içirecektir sana kendini.
14 Şubat 2010 Pazar
şimdi
'oldu-ysan
'oldur' artık
hala olmadıysan
zaten olmaz artık.
PS:
olmadıysan eğer
yine de ol istesem
bettle juice, bettle juice, bettle juice desem?
'oldur' artık
hala olmadıysan
zaten olmaz artık.
PS:
olmadıysan eğer
yine de ol istesem
bettle juice, bettle juice, bettle juice desem?
tesellisiz
-Daha sizin önünüzde kocaman bir gelecek var; dedi adam.
-Ama saat kaç oldu, hala gelen giden yok, dedi kız. En azından direği görünmüş olmalıydı geminin...
-Ama saat kaç oldu, hala gelen giden yok, dedi kız. En azından direği görünmüş olmalıydı geminin...
Rahatsız Eder Misiniz?
Rahatsız eden muzik
Kulağıma kulağıma bağırıp çağıran değil
Kulaklarına kulaklarına haykırma dürtüsü uyandıran
İçimde çalmaya devam eden
Notalarına nota kattığım
Hikayeler yazdıran
Dünyalar kurduran
Dünyayı başıma yıkan
Dünyaları benim yapan
İçinden köprüler, nehirler, insanlar geçen
Her bir köprü nehir geçişinde
Kendimden ya da ‘öteki’nden geçişlerimde benimle olan
Rahatsız eden film
Bitti denilen yerde başlayan
Beni koltuğa mıhlayan
Gözümün içine içine bakmış olan
Bakakaldığım
Donakaldığım
Rol çaldığım
Ağlaya yazdığım
Kafamın bir köşesine yazdığım
Sahneleri, renkleri, muzikleri, replikleri dönen de dönen...
Rahatsız eden insan
Yaşanmışlığı, yaşanmak istenilişi olay yeriyle olay anıyla sınırlı olmayan insan
Dürten,
Kafa yorduran
Hazımsızlık yapan
‘Çünkü’ lerime ‘ama’ lar getiren
Hikayeleri olan,
Kabullenilmişliklerime soru işaretleri katan
Ezber bozduran
Gölgesi boyunu fersah fersah aşan insan
Sevdiğim insan.
O Filmler gibi, o müzikler gibi olan insan...
Kulağıma kulağıma bağırıp çağıran değil
Kulaklarına kulaklarına haykırma dürtüsü uyandıran
İçimde çalmaya devam eden
Notalarına nota kattığım
Hikayeler yazdıran
Dünyalar kurduran
Dünyayı başıma yıkan
Dünyaları benim yapan
İçinden köprüler, nehirler, insanlar geçen
Her bir köprü nehir geçişinde
Kendimden ya da ‘öteki’nden geçişlerimde benimle olan
Rahatsız eden film
Bitti denilen yerde başlayan
Beni koltuğa mıhlayan
Gözümün içine içine bakmış olan
Bakakaldığım
Donakaldığım
Rol çaldığım
Ağlaya yazdığım
Kafamın bir köşesine yazdığım
Sahneleri, renkleri, muzikleri, replikleri dönen de dönen...
Rahatsız eden insan
Yaşanmışlığı, yaşanmak istenilişi olay yeriyle olay anıyla sınırlı olmayan insan
Dürten,
Kafa yorduran
Hazımsızlık yapan
‘Çünkü’ lerime ‘ama’ lar getiren
Hikayeleri olan,
Kabullenilmişliklerime soru işaretleri katan
Ezber bozduran
Gölgesi boyunu fersah fersah aşan insan
Sevdiğim insan.
O Filmler gibi, o müzikler gibi olan insan...
Beşikten Mezara
Beşikte başlar;
pembe düşler, düşleri süsleyen kahramanlar, pamuklar, pamuklara sarılı prensesler...
15’inde tanımı beyaz atlı prenstir
Gerçekle düş arasındaki sınır pamuk ipliği...
Destanlar uçuşur kafalarda, epik kahramanlar gezinir çayırlarda, saraylarda...
20’lerin başlarında hafiften uyanır sanki uyuyan güzel
Toprağa basar ayakları
Bu dünyanın gerçeklikleri girer işin içine
Ete kemiğe bürünür prens
Boydan posttan
Vaadi şart gül bahçelerine,
Burçlar, ziyaret edilmiş şehirler, analar danalar, Mısırdaki dedeler..
liste uzar da uzar...
Hayat zaten hiç akıp gitmeyecektir ki
İçine almayacaktır, önüne katmayacaktır yarı uyanmış uyanık güzeli....
Her şey için yeterince vardır zaman...
30’lara dayandığında
Level atlanır oyunda
Daha hızlı, daha lacivert
Çabuk kararlar,
Çabuk karalamalar
Denemeler, üzerini çizmeler,
Kategorize etmeler...
Uyanmış güzel çıkarmıştır üzerindeki tuvaleti
Bahçıvan tulumuyla zamanlı zamansız eker de eker bahçesini
Bazen aylar geçer yıllar geçer
Damla düşmez toprağına
Kurur gider içindeki bahçesi.
Bazen durmak bilmez sağanak
Sel alır bahçeyi
Bilemez hangi mahsulü kurtarması gerektiğini
Bir ona koşuşturur bir ötekine
Yorulur
Su katar götürür önüne her şeyi.
30’ların ortalarında 1 oda 1 salondur hayatı
kompaktlaşır konsantreleşir
eldeki liste kısalır
İlk 3 seçilir
diğerleri es de geçilebilir...
40‘larda yangından ilk kurtarılacaklar bellidir.
50’lerde için için yanıp bitmiştir uyanmış güzel
Kendisi dahil her şey suya düşmüştür, dağa kaçmıştır, kül olmuştur..
Bir uyku halidir bastırır...
30'a basmaya bir adım kala...
pembe düşler, düşleri süsleyen kahramanlar, pamuklar, pamuklara sarılı prensesler...
15’inde tanımı beyaz atlı prenstir
Gerçekle düş arasındaki sınır pamuk ipliği...
Destanlar uçuşur kafalarda, epik kahramanlar gezinir çayırlarda, saraylarda...
20’lerin başlarında hafiften uyanır sanki uyuyan güzel
Toprağa basar ayakları
Bu dünyanın gerçeklikleri girer işin içine
Ete kemiğe bürünür prens
Boydan posttan
Vaadi şart gül bahçelerine,
Burçlar, ziyaret edilmiş şehirler, analar danalar, Mısırdaki dedeler..
liste uzar da uzar...
Hayat zaten hiç akıp gitmeyecektir ki
İçine almayacaktır, önüne katmayacaktır yarı uyanmış uyanık güzeli....
Her şey için yeterince vardır zaman...
30’lara dayandığında
Level atlanır oyunda
Daha hızlı, daha lacivert
Çabuk kararlar,
Çabuk karalamalar
Denemeler, üzerini çizmeler,
Kategorize etmeler...
Uyanmış güzel çıkarmıştır üzerindeki tuvaleti
Bahçıvan tulumuyla zamanlı zamansız eker de eker bahçesini
Bazen aylar geçer yıllar geçer
Damla düşmez toprağına
Kurur gider içindeki bahçesi.
Bazen durmak bilmez sağanak
Sel alır bahçeyi
Bilemez hangi mahsulü kurtarması gerektiğini
Bir ona koşuşturur bir ötekine
Yorulur
Su katar götürür önüne her şeyi.
30’ların ortalarında 1 oda 1 salondur hayatı
kompaktlaşır konsantreleşir
eldeki liste kısalır
İlk 3 seçilir
diğerleri es de geçilebilir...
40‘larda yangından ilk kurtarılacaklar bellidir.
50’lerde için için yanıp bitmiştir uyanmış güzel
Kendisi dahil her şey suya düşmüştür, dağa kaçmıştır, kül olmuştur..
Bir uyku halidir bastırır...
30'a basmaya bir adım kala...
13 Şubat 2010 Cumartesi
Ben'den Sen'e
Neydi o halin!
Sesleri birbirne vurmaktan,
2 kelimeyi 1 araya getirmekten aciz;
konuşmayı unutmuş,
elini kolunu koyacağı yeri bulamayan,
sakar, sendeleyen;
yolda yürüyemeyen,
sürekli başı önde,
bakışları kaldırım taşlarına çakılı;
iyiye niyet eden ama ede ede içine eden
halin!
Eken ben, biçemeyen sen;
heba eden sen, edilen ben;
üzülen sen ve ben,
ben zaten sen
sen de ben.
Ben'den Sen'e
13 Şubat 2010.
Sesleri birbirne vurmaktan,
2 kelimeyi 1 araya getirmekten aciz;
konuşmayı unutmuş,
elini kolunu koyacağı yeri bulamayan,
sakar, sendeleyen;
yolda yürüyemeyen,
sürekli başı önde,
bakışları kaldırım taşlarına çakılı;
iyiye niyet eden ama ede ede içine eden
halin!
Eken ben, biçemeyen sen;
heba eden sen, edilen ben;
üzülen sen ve ben,
ben zaten sen
sen de ben.
Ben'den Sen'e
13 Şubat 2010.
12 Şubat 2010 Cuma
2 Kelime ile: Düşünen O
Bak, dedi
Baktım
Görüyor musun, dedi
Neyi, dedim
O şimdi, dedi
Denize karşı
Esen bir yerde
Düşünmekte
O kim ki, dedim
Zaten bildiğim ‘O’ ların hepsi esen esmeyen her yerde her daim düşünmekte, dedim
Sözümü kesme, dedi
Devam etti
Evet bu malum kişi düşünüyor
Bu malum kişi harekete geçemiyor
Neden ki, dedim
Herkes sen değil ki, dedi
Susmasını bil, dedi
Yine sustum
Harekete geçemiyor çünkü düşünüyor, dedi
Yahu ne düşüyor bu kadar çok, dedim
Onu düşündüreni düşünüyor, dedi
Sinirlendim artık
Yarım saatte onca telveden
Sadece düşünen bir 'O'
2 farklı kelime
Ver paramı geri, dedim
Bundan sonra da sadece düşünenler falımda bile çıkmasınlar, dedim
Sonra düşündüm...
Ama öncesinde çoktan konuşmuştum.
Baktım
Görüyor musun, dedi
Neyi, dedim
O şimdi, dedi
Denize karşı
Esen bir yerde
Düşünmekte
O kim ki, dedim
Zaten bildiğim ‘O’ ların hepsi esen esmeyen her yerde her daim düşünmekte, dedim
Sözümü kesme, dedi
Devam etti
Evet bu malum kişi düşünüyor
Bu malum kişi harekete geçemiyor
Neden ki, dedim
Herkes sen değil ki, dedi
Susmasını bil, dedi
Yine sustum
Harekete geçemiyor çünkü düşünüyor, dedi
Yahu ne düşüyor bu kadar çok, dedim
Onu düşündüreni düşünüyor, dedi
Sinirlendim artık
Yarım saatte onca telveden
Sadece düşünen bir 'O'
2 farklı kelime
Ver paramı geri, dedim
Bundan sonra da sadece düşünenler falımda bile çıkmasınlar, dedim
Sonra düşündüm...
Ama öncesinde çoktan konuşmuştum.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
