27 Nisan 2009 Pazartesi

'bu'günler'im


bugünlerim çok yoğun
bedenen durgun
bir kaç farklı koltukta hep ekran başında hep beyin kasılmalarıyla
kitaplarımı özledim
filmlerimi
platesi yogayı
koruda koşmayı
bilişim hukuku mobil teknolojiler
sizi icad edenleri ...

yorgunum
uyumalıyım

perşembeyi bekliyorum
perşembe hemen gelmesin henüz hazır değilim
ama hemen gelsin
hemen geçsin
iyi geçsin
oturmaktan ağıran kıçıma
acıyan gözlerime
tuşlara basmaktan bitap düşen parmaklarıma
kaçırdığım güzel havalara değsin istiyorum

biraz bıkkın ve sıkkınım
ama 'keep on walking'

self motivation does not work anymore
ı can not walk
ı can not talk
ı can not write

after this'perşembe' ı need to be under construction for a while ( I do not know how much time)
enerjimi özledim...
ben i özledim

siz de özlediniz mi...

13 Nisan 2009 Pazartesi

Ali Baba'nın Çiftliğinde Kimler Var? : Küçük Dana



Küçük dana karakteri ,1.80 küsürlük ,90 küsür kiloluk, hareketsizlikten hafif hamlamış; hemoroid, diz ve baş ağrılarını günü gününe alan, dan dan dan konuşan,laf olsun diye muhalefet yapan, bana hiç çiçek almayan ya da almamış olan, şimdi uzaklarda olan baş rol oyuncularıdan minik bir dana




Hani geçiyor ya adı bazı yazılarda , merak eden olursa.


Bu işte
O dana bu dana

o dala konma, kon BUDALA!




'PAzAr Gecesi Mazoşizmleri'


Zeki Müren dinledim biraz
'Şimdi uzaklardasın gönül hicranla doldu

hiç ayrılamam derken kavuşmak hayal oldu'

Replay replay replay

eski video kayıtlarımıza baktım
fotograflara falan.
'Ah neşeli yakın ama eski günler ' dedirttim kendime hemen
Ortamı ayarladım her şey 4 4 lük ve
Leblebi yerken ağladım tozu boğazıma kaçtı işte
Öldüreceksin beni yakında öyle ya da böyle
Leblebiyle, olmadı başka bir şekilde
Küçük dana
şimdi uzaklardasın
bilmem hangi çayırdasın
otla bakalım...Ben geviş getirme faslındayım
Söyle be Zeki Abi!
tarararatiratirararraaa
kavuşmakk
tirarraarraa
oooo kimler de burdaymış...

pazartesiler bitmez!

12 Nisan 2009 Pazar

Dün

Dün olması gereken bir gündü
araya serpiştirilen ve zaman zaman eş dost ya da günah çıkarma seanslarında anlatılan
ama hikayesinin bazen orası baze burası değiştirilen anlatılan kişiye yere zaman göre modifiye edilen bazen süslenen bazen kırpılan bazen abartılan
en yalın belki en gerçek halini sadece senin bildiğin

dünden ne kaldı
dünden bir şey kalmadı
bazı kalanları da dün aldı

dün yaşanmalıydı
pişmanlığım yok suçluluğum yok özürüm yok
ve beklediğim hiç 1 özür de yok
olmasın
gelmesin

dün çok yoğundu
çok katmanlı
2 nikah 1 cenaze

kara komedi vardı
trajedi vardı
romantizm nihilizm hedonizim
hepsi vardı

ama bugüne hiç 1 i kalmadı
sadece 2 satırlık ne idüğü belirsiz kendime kelimelerim
Kelimelerim benim her şeyim



PS:-kürekle kazıyorum
kazınıyorum
kazındıkça kazanıyor muyum
kendi kazanımı mı kaynatıyorum
kaynar kazanlarda mı yanıyorum
yanılıyor muyum?-

10 Nisan 2009 Cuma

Hem de anüsünden ameliyat olmuş...

' Gözyaşının rengi olmaz, sağcısı solcusu olmaz!'

Tuncay Güney, elinde bir demet gül ile işkencesine gidip kendisini kardeş şevkatiyle kucaklamayı, karşılıklı bir çay içerken eski günleri yadetmeyi istediğini anlatırken tiz sesiyle haykırdı.

Mutfakta biri mi var?

Ev işlerinde giderek profesyonelleşiyorum. Bardak yıkarken kırıp elimi kesmiyorum, ütü yaparken ipeklileri coton ayarında yakmıyorum, kapı yatak masa arkasını, halı altlarını üşenmeden süpürüyorum siliyorum. Yatak yorgan çarşaflarını 1 hamlede değiştiriyorum. Elimin ölçüsüne göre kekler yaptığımda pizza inceliğinde ve çiğ kalmıyor. Felsefe sosyoloji değil yemek kitaplarına para yatırıyorum.
Titizleştim, yatakta kitap okurken aynı zamanda elma yiyip kola içmiyorum
Luna'yı 3 günde 1 yıkıyorum




Bu aralar bana neler oluyor anlamıyorum korkuyorum
Bir ben mi var benden içeri, bilmiyorum
Hayat bana bir şeyler mi demeye çalışıyor?
Mevsimseldir diye düşünüyorum...

9 Nisan 2009 Perşembe

Zodyakta Bokuyla Oynayan Kız: AŞKKK sen nelere Kaaadirsin

Zodyakta Bokuyla Oynayan Kız: AŞKKK sen nelere Kaaadirsin

Sarı Bereli Minik Dev!



bir kaktüsüm oldu
O getirdi
minik bir saksısı var
her daim sulanması gerekmiyor
başının çaresine bakabiliyor
dikenleri de batmıyor
sarı çiçeği var
henüz adı yok
erkek mi dişi mi onu da bilmiyorum
suskun
yerini yadırgıyor
alışmaya çalışıyor

Buldum ,
adını Mazo koyuyorum
ama uzaktan bakıldığında yeşil kepenekli sarı şapkalı bir çobana benziyor?

adını Çoban olarak değiştirdim
bu anı ölümsüzleştirebildim belki şöyle diyebilirdim:

'Ey Kaktüs,
Senin adın da Mazo benim adım da,
bundan sonra senin adın Sado-Mazo olsun ...'

Ama
batmayan dikenleri var diye bunu ona yapamam...

Bu yüzden O'nun adı
'Yeşil Kepenekli Sarı Bereli Küçük Çoban'


Küçük Çoban küçük çoban yalanın nerede
yalanım yok yalanım yok
büyürüm saksı da

olsa da olmasa da....

7 Nisan 2009 Salı

Lafla Peynir Gemisi

İnandırıcı olmak istiyorsan bana deneyim yaşat, vaadler dinletme!

YouTube Generation

Where everyone has a camera and everyone wants to be a film director.

Try & Throw!

Some products,well supported and discounted at retail, receive the “oh I’ll try it once” effect. Then you could claim that you bought it by accident, maybe because of it's package...

This products could get a short-term success and a likely long-term loser !

I am a product, u are a product but what kind of?

Hold it!

Summer's gone, spring is gone, life goes on and on and I'm just bored to tears
If I could find a little space to paint a smile upon my face and hide the years
If winter comes and I'm around to see the snow upon the ground, what can I do
When I don't have the will to fight the coldness of the summer
nights are the darkest blue ?

If you hold my hand
Things won't be the same
If you hold my hand
Things are about to change

6 Nisan 2009 Pazartesi

Nasılım

Kötüyüm!

bu bir S.O.S de olabilir, 'help me, find me, rescue me' gibi...

ya da 'kötü ve karanlık ve tehlikeyim, kaç kurtul' anlamına da gelebilir

ama ne yazık ki kötüyüm ve sen hangisi olduğunu çok iyi biliyorsun...

Rachael Yamagata - Elephants


'So for those of you falling in love,
Keep it kind, keep it good, keep it right.
Throw yourself in the midst of danger,
But keep one eye open at night.'


'samimi, kırılgan bir şarkı, bir müzik, bir ses ...'

5 Nisan 2009 Pazar

Dresden Dolls - Missed ME!


missed me
missed me
now you've got to kiss me
if you kiss me mister i might tell my sister
if i tell her mister she might tell my mother and mymother,
mister, just might tell my father and my father
mister he won't be too happy and he'll have his lawyer
come up from the city and arrest you mister so
i wouldnt miss me if you get me, mister, see?

missed me
missed me now you've got to kiss me
if you kiss me mister you must think im pretty
if you think so mister you must want to fuck me
if you fuck me mister it must mean you love me
if you love me mister you would never leave meit's as simple as can be!

missed me
missed me now you've got to kiss me
if you miss me mister why do you keep leaving
if you trick me mister i will make you suffer
and they'll get you mister put you in the slammer and forget you mister then i think you'll miss me won't you miss me won't you miss me

missed me
missed me now you've got to kiss me
if you kiss me mister take responsibility
i'm fragile mister just like any girl would beand so misunderstood (so treat me delicately!)

missed me
missed me now you've gone and done it
hope you're happy in the county penitentiary
it serves you right for kissing little girls but i will visit if you miss me
do you miss me? MISS ME??
how's the food they feed you??
do you miss mewill you kiss me through the window?do you MISS ME? MISS ME??!!
will they ever let you go???
i miss my mister so!!!!


( Dinle, eğlen, üstüne alınacaksan alın, üstüne alınacaklar varsa da aldır .
Çok keyifli inişler çıkışlar tehditler hezeyanlar, dinlerken çığlık atasım bazen fısıldayasım geliyor)

Nerden Nereye- Ordan Oraya

Önce sadece Luna ve ben vardık
Evden gökyüzünün fotografına bakınca
dışarda güneşli bir bahar günü yaşanıyordu
fotograf makinesi lunanın tasması kitaplar I-pod
Mahsun için biraz köpek maması
Sırt çantam
Siyah eşoftman altı -bileklerden kısa olan
Siyah, bisiklet yaka çok simple çok basic thsirtüm ve beyaz spor yürüyüş ayakkabılarım mavi spor montum
Saçlarımı taramadım hemen toplayıverdim at kuyruğu
yüzüm makyajsız ve genç
çıktık

Çamlıca korusu
Fotograftaki bahar havası sadece fotograftaydı
Kulaklarım çok üşüdü
Zavallı kulaklarım zonkladı
başım ağrıdı
fotograf çekemedim makinemin pili bitmişti
Köpek mamasını Mahsun'a veremedim, Mahsun ortalıklarda yoktu
fazla spor da yapamadım, soğuktan gözlerim yaşardı.
Koruda 1 tur atabildik
Gülistan'a sığındık,
bilgisayar kitaplar nargile eş dost ...
telefon titredi
'Geliyorum, adana yiyeceğim' dedi
bir şartla, soğansız dedim
ırım kırım etti sonra da kabul etti.
20 dakika sonra turuncu montuyla geldi
anlattı anlattı anlattı
sonra kalktık
Luna ben O
Kulindağ a gidelim dedi
arabanın tekeri 2 kere döndü
Luna böğürdü
benzincide durduk
temizlik...

tekrar hareket ettik
Luna yine böğürdü
sonra yine böğürdü

Döndük. Luna'yı eve bırakık
Devam ettik

Yolda aldım haberi
Luna böğürmelerine evde devam etmişti
Altuğ yardım et!
Atuğ bana, iğne yap dedi
iğnelerin isimlerini yazdım talimatları aldım
Annem tekrar aradı
Acil durum hali sona ermişti, telaşlanacak bir durum kalmamıştı

yola devam


Kulindağ, dağ kulubesi, orman sessizlik, muzik, ışık, kahve, kitaplar
12 de kapandı
eşoftmanlar spor ayakkabılarla
Balance'a
çok keyfiliydi
çok eğlenceli
eşoftman spor ayakkabılar
çok umursamaz
çok zıplamalı
çok hareketli

sabah geç uyandım...
dünden güzel şeyler kaldı
tadı damağımda kaldı.




Luna: Kızım, 2.5 yaşında, sarı*boz renkli, 40 kiloluk bir Golden.
Mahsun: Ayağı yaralı olsa da, topallayarak her daim bize Çamlıca Korusu'nda eşlik eden zayıf hatta cılız, turuncumsu renkli, uzun suratlı, uzun bacaklı kulağı küpeli çok mahsun bakan erkek bir sokak köpeği.
Gülistan: Bizim eve 2 dakika, korunun girişinde, çalışanları samimi,müdavimi bol, yemekleri lezzetli, nargilesini sevdiğim mekan.
Kulindağ: Beykoz Riva tarafında, ormanın içinde, küçük dağ kulubeleri, boşken daha güzel olan mekan
Balance: Taksim Balo Sokak'ta güzel muzik yapan- çalan bir mekan.
O: Ensesine ' Stop' dövmesi yaptıracak olan hiperaktif kişi
Altuğ: Doktorluğu kadar sohbetini de sevdiğim, samuray kılıcı olan ve samuralık dersi alan, pozitif, güler yüzlü, yaşını hiç göstermeyen, gece yarısı ya da sabahın körü arasam da beni seven, biraz unutkan veterinerimiz. Mosita Veteriner- Fenerbahçe : Gidin benden de selam söyleyin

Eldeki pirinçten olmak

Yesterday I had one of them
Then I wanted both of them
Today I have none of them

(But may be tomorrow I'll have lots of them:) * I'll never learn to give up )

4 Nisan 2009 Cumartesi

Choose one!

I can survive or I can thrive!

Vigor

Today I learned the meaning of Vigor, (or I just made myself to remember and )
I think I have plenty of it.)

To be continued..

I am thinking, feeling, living out of the box!
And I'll...

Haklıymış...

'Beyin' düşündüğünü düşündüğümüz şeydir. Düşünüyorsak demek ki vardır!
Hissedemiyorsak bu onun suçu değil.

Bir Gece Bir Orman İki Aslan


( Koda Adı Dana Olana )


‘Erkeğin yelesi kahverengimsi sarıdan siyaha kadar değişir. Geniş alınlı, güçlü çeneli, uzayıp çekilebilen tırnaklı, sarımtırak kısa ve yatık tüylüdür. Kuyruğunun ucu püsküllüdür.
Erkek aslanın başının etrafı uzun ve güzel bir yele ile süslüdür. Omuzlarının üzerine kadar dağılan bu perçem, kızdığı zaman kabarır. Çok güçlü ve cesur olduğundan dolayı hayvanların kralı olarak adlandırılır. Yeryüzünde en büyük kedidir. Vahşi hayatta bilinen en güçlü birinci saldırgan kedidir. Korkunç kükremeleri 5 km ileriden duyulabilir.Aslanın sinirlendiği zaman ne yapacağı bilinmemektedir.İnsanları av olarak kullanabilir. Genellikle gece avlanır. Av esnasında genellikle kükremez. Fakat avı kovalarken birbirleriyle bağlantıyı sürdürmek için homurdandıkları olur.Buldukları taktirde leş yemekten de geri durmazlar. Afrika aslanı 2 yaşında çiftleşmeye başlar. Fakat tam olgunluğu 5 yaşında erişir. Erkekler poligamdır, yani birden fazla eşleri vardır. Çiftleşme sırasında ve öncesinde erkek sürekli kükrer. İşe karışan erkeklerle kavga edebilir.’

‘Erkek aslanlar günde 20 saat uyur, 2 saat yemek yer, geri kalan 2 saatlerinde de dişi aslanları kovalar, onlarla oynar, konuşur dövüşür, sevişir...En çok bel kasları gelişmiştir erkeklerin. Dişilerin gelişmemesi muhtemel kasları yoktur. Avı çoğu zaman dişi öldürür; fakat her zaman öncelik erkek aslanındır. Dişinin
vahşi ortamda hem erkeğini, hem yavrularını hem kendisini koruması, kollaması, doyurup mutlu etmesi gerekir...’

...


Günün birinde
Dişi bir aslandım ben
Belki dün belki bugün belki hiçbir gündü
Bizden daha vahşi bir ormandaydık
Uyanmıştı O
Yelelerini yaladı temizledi
Yalnızdık
O an ben vardım
O vardı
Ay vardı


Erkek bir aslandım günün birinde
Güçlü yağız kaslı ve hazir
İstekli!
Aslandım !
Doğuştan hakim!
istediğimde istenilmeli
Pençelerime dişlerime yelelerime
İtiraz edilemez olandım
Lokmalarım sayılamazdı
İstersem bir hamlede
İstersem öper gibi yerdim...



Günün birinde O uyandığında
O’nu uyanık yakaladığımda
24 saattinin sadece 2 saatine denk gelen o muhteşem anında
Sadece ben vardım
Onu doyurma lutfu sadece bana mı verilmişti?
Yoksa çalıların arasından çıkıp gelecek miydi diğerleri
Heyecanlandım
Ama ...

Benim kükrememin
Benim ihtişamımın
Benim varlığımın karşısında hangi dişi durabilirdi
Durmasa da duraklayabilir
Duraksatmaya çalışabilirdi
Hangi mazeretle
Hangi cüretle
Hangi ahmaklık
Hangi kendini bilmezlik
Kim neden böyle bir mahrumiyet yaşatırdı zavallı bünyesine
O yaşattı...

Pençelerimi derisinin altına
Dişlerimi etine geçiremeden
Kısa aciz tüylerine kokumu tam bırakamadan
O yaşattı..


Belki ahmak
Belki zavallı
Belki gururlu
Belki gurursuz
Belki gerçek belki yalan
Belki korkak belki cesur
Ama eninde sonunda zırhı miğferi kalkanı parçalanacak olan
Bir gladyötürdüm arenada
Belki kükreyip üstüme atılacaktı kanımı akıtacaktı
Belki homurdanıp çalıların diğer tarafındaki diğerlerine gidecekti
Belki ben yel değirmenlerine karşıydım ...


‘Son bölümde erkek aslan ne der ne demez ne ister ne istemez onu sadece kendi bilir, onu sadece sen bilirsin!
Ve onu buraya da sadece sen yazabilirsin...
Yazar mısın?’

'Demişim taa 2008'in 9. ayının 16'sında, yazmamış. Gençlik, heyecan, heves işte...'

Cinnet Anı, delilik belki de aklın başa gelmesi anı...

-Fuck Off!
- Efendim?
- Siktir Git!
-Heee...

2 Nisan 2009 Perşembe

Hamdık Piştik Yandık Bittik....

Uzun zaman olmuştu.
Onu ilk gördüğümde saçları daha kısaydı ama gürdü yine simsiyahtı…
Yeşil çizgili bir sweatshirt giymişti
Daha gençti
Daha az tökezlemişti daha az güçlüydü
İlk gece kuklalar vardı
Terasta dopdolu muhabbet, gülüşmeler, Ferhan Şensoy dedikoduları
Saat tam 12 de ayakkabısının tekini merdivenlerde bırakarak kaçan ben

Aradan 4 yıl geçti
Kısa saçlı, eşoftmanlı, nike spor ayakkabılı kız öldü
Yaşarken gözlerinin içi gülerdi
Yaşarken gerçekten yaşar gibiydi
Nefes aldığında gerçekten nefes alıyordu
Ölünce de gerçekten öldü.
Gözleri açık öldü
Donuk bakarak
Gözü arkada kalarak
Tükürüğü boğazında düğümlenerek
Yaşanmamışlıklar içinde kalarak öldü

Cenazesine kimse gelmedi
Mezar taşı da olmadı taşa yazılan 2 özlü sözü de
Üşüdü
Yaşarken de çok üşürdü
Parmakları mosmor olurdu…
Ölüme o yüzden kolay alıştı.

…………………………….

Diğerinin saçları döküldü
Göz kapakları şişti aşağı doğru sarktı
Artık sadece kör bastonuyla bile yolunu bulabilecek kıvama geldi hayatta
Tek bir şeye odaklandı
Tek bir şey istedi
En iyisi olmak istedi
Olacaktı
Bir dolu hayatlar yaşattı kahramanlarına
Bir gezegen dolusu insan toplamak mümkündü yazdığı hikayelerin içinden
Hepsini tanıyordu gülüşüne bakışına kokusuna boynundaki benine kadar
Kendi dünyansın tanrısıydı
Konuş dediğinde konuşurdu insancıkları
Öl dediğinde ölürdü
Gözlerinden düşecek damla sayısına kadar O’ndan sorulurdu.

İnsancıkları yönetmek zordu
Yaratmak yok etmek kavga ettirip barıştırmak aşık etmek …
Tüm bunları yapabilmek adına
Kelimelerindeki insancıkları adına

O sokaktaki İnsanlardan uzak düştü
dışarıda hayat aktı
İnsancıkları onun hayatı oldu.

Saçları hala siyahtı
Belki hala vakit vardı
Ama o vakit de geçecekti
Geçti...


( Senarist dostuma, deli dolu, her daim dolu, her daim tahmin edilemez, orda burda şurda, her daim yazan ama tüketmeyen dostuma ve hala içimde bir yerlerde olduğunu bildiğim kısa saçlı, hep meraklı hep çoğaltmak çoğalmak isteyen bana)

Hollywood'un Gözü Kör olsun, filmi kopsun...



Biliyorum,
sen o filmdeki dünyayı kurtaran adam değilsin bebeğim, süper güçlerin, süper kasların, süper kostümün yok.
Merak etme zaten öyle bir beklentim de yok. (?)

Doğduğunda 60 'ın ölürken bebek yaşta, gözlerin gözlerimde, sonbaharda yazın kışın hep el ele hep kıç kıça kalp kalbe


Sonsuza dek,

Happily ever after

Elbette filmlerde hep abartılır...



Lakin en azından şu filmdeki Hugh Grant olsan?

Lost'taki serseri Sam? Sevmediysen doktor Jack ?

Peki en azından Arnold Schwarzenegger?

Biraz güç ,biraz gülüş,
Biraz oyun, biraz çiçek?

Hemen cevap verme, biraz düşün istersen (m )...

Abra Kadabra

Her şey illüzyondan ibaret. ( mi )- ( Göz yanılgısı yani )

Her şeyi gereğinden fazla ciddiye alan tavrımız nedeniyle alay konusuyuz bilmediğimiz 1 yerlerde

Onu bırakın da, şapkadan çıkan tavşan , şapkadan çıktığının bilincinde mi?
Sen bilincinde misin?

Self Gaz, Sırf Gaz!

Haydi Ayça!
Bunu da atlat,
şu su birikintisinde de yüz,
bu engelden de atla!
Şu problemi de çöz,
Bu soruyu da cevapla!
Şu tepeyi de aş
Şu köşeyi de dön

İşte orda
Gökkuşağının altı orda!

Yürü be Ayça!
Hatta koşsana Ayça!
Ayça?

Bir İstirhamım olacaktı?




Delirmek ne kadar sürer?
Saat başı mı geçer
dakka başı mı?
yolcu aldığı yer
bu köşe başı mı?
Herkese yetecek kadar var mı?
Yoksa hepsi banakaldı...

Salya Sümük


Kod adı Dana olana
(05 Kasım 2008 Çarşamba- 18.20-Kabataş-Kahve Dünyası-Öznur’u beklerken)

4 kasım sabaha karşı
Ayrıldık
Çok ağladım
Kızdım
Bana sarıldı
Elimi tuttu
İttim
Gerçek değilmiş dedim
Değişmedi
O gece uyumadım
Ertesi gün yemek yemedim
Hep ağladım
Hep içim acıdı
Hep onu düşündüm
Hep gelsin istedim
Dayanamasın vazgeçsin ...
O akşam onu aradım
Katı ve ruhsuz sesi
Benim kızgınlığım sorularım
Benim ağlayışlarım hıçkırıklarım
Bir müddet sonra
‘Lütfen gel’lerim
Her şey cevapsız kaldı
Gelemem dedi
Kaldıramıyorum dedi
Seninle sevmekten uzaklaşmıştım ve ne ilginçtir ki tekrar sadece seni sevdim dedi
Seni özleyeceğim dedi
Seni seviyorum dedi
Ama en sonunda
Kendine iyi bak dedi
Sadece
Kendine iyi bak diyebildim
Karanlıkta
Tek ben benle kaldım
Kolllarım uyuştu
Mideme kramplar girdi
Vücudumu oluşturan suyun tamamına yakını gözlerimden boşaldı
Çok üzüldüm
Çok çok çok üzüldüm
Ve bunlar dün oldu.
İşe gidemeyeceğimi bildirdiğim
Yataktan dışarı adım atamadığım
Hep soru sualle geçen
Dündü
Keşke hiç tekrar başlamasaydı mı
Bilmiyorum
Onu seviyor muyum
Onu seviyorum
Gözlerim acıyor
Gözlerim kocaman şiş
O gelmeyecek
Ama gözlerim sonsuza dek şiş kalmayacak
Zamanın onu bir anı yapacağını biliyorum
Paketleyeceğini ve rafa koyacağını biliyorum
İşte en çok buna üzülüyorum
O benim başlangıcımdı
Ama fotofinishte o olmayacak
Bense bütün paramı ona oynamıştım
Şimdi meteliksizim
Ta ki tekrar para kazanma ve tekrar başka bir ata tüm paramı yatırmayı isteyene kadar
Zaman onu benden alacak
Zaman beni ondan alacak
Zamanla yüz hatlarımız silinecek
Kubbede belki hoş 1 seda kalacak
Belki o bile kalmayacak'


'1 hafta sonra
yine yeniden başladı
anladım ki
yarım kalan işi bitirmekten başka bir şey değildi
kırıntılar da tüketildikten sonra
gong martta son kez çaldı
çanlar bizim için çaldı
kulaklarım sağır oldu.
Sağır oldum.
Kubbede bir hoş seda kalmışsa bile
onu dahi duyamayacak kadar sağırım şimdi'

'YAŞ-LA-NI-YOR-UZ Çarşamba, Temmuz 25, 2007

Keşke küçücük bir çocuk olsaydım,
Kalemi daha tutmayı beceremeyen ellerimle ‘ Seni Çok Seviyorum Anne ‘ yazsaydım beyaz bir kağıda ya da ailemizin resmini çizip verseydim sana, elimde tuttuğum bir çiçekle doğum gününü kutlayarak


Daha ışık ışık olsaydı gözlerimin içi gülünce
Daha çocuk olsaydım
Daha temiz daha umutlu daha az yıpranmış
Daha uzun bir gelecek bekliyor olsaydı beni
Minik ellerim
Güzel bir temmuz sabahı
Bembeyaz
Uçuşan perdeler
Terletmeyen bir sıcak
Yeni başlamış tüm hikayemiz
Tüm aile fertlerim yanı başımda
Hiç birinin yüzünde bu günkü kadar derin çizgiler yok
Babamın saçları hala gür ve siyah
Senin şen kahkahaların evin her yerinde
Tazecik bir aileyiz
Daha emekleyen, tombul bir kardeşim ve ben varız
Belki hiç tatile gitmemişiz ömrümüzde
Denizde yüzmeyi bilmiyoruz
Ama olsun
Elbet bir gün gideceğiz ya nasılsa, halının üzerinde de yüzme antrenmanları yapmak yetiyor kardeşimle bana
Belki hiç Sinemada film izlememişiz
Mahallenin sınırları dışındaki dünyanın varlığından haberimiz yok
Olsun
Mahallemiz bizim dünyamız
Dönüm dönüm
Keşfet keşfet bitmeyen
Bazen ayı oynatanların ve lunaparkın bile ayağımıza geldiği
At arabaları ile sularımızın kapıya servis yapıldığı
Ihlamur ağaçları altında
Ihlamur kokulu mahallemiz
Ne mutluyuz orda

Hem henüz daha kimsenin fotoğrafına bakmakla yetinmek zorunda da değiliz
Tüm sevdiklerimiz kanlı canlı
Karşımızda
Yanımızda
İçimizde
Bölünmedik henüz
Seviyoruz birbirimizi
Kin tutmak nedir bilmiyoruz
Kavga kıyamet düğün bayram hepsi bir arada
Biz bir aradayız
Biz kocaman mutlu bir aileyiz.
Ne soyadlarımız, ne farklı evlerin kapıları bizi ayıramamış henüz.
Bütün direklerimiz sapasağlam
Özlemlerin gerçeğini tatmamışız henüz
Çocuğuz
Genciz
Mutluyuz

Kurban bayramlarında kapıya bağlanan koçlar
Alna sürülen kan
Sıcaklarda kapıda yıkanan halılar
Çıplak ayaklar
Haftada bir anneannemin mantıları
Sabahları anneannemin yuvarlak yuvarlak doğradığı tavada pişmiş sucuk, karalahana, horon, Karakulak, Beykoz,
Beyaz peynir… hiç birinin tadını bulamadım hiçbir yerde

Artık ben 27 yaşındayım
Artık anlattığım zamanlarda annemin olduğu yaştan bile fazlayım
Çocuk değilim
Saf değilim
Kin tutabiliyorum
Özlem nedir biliyorum, yaşıyorum
Ama hala tek bir ailem var
Annem hep annem
Bu gün 47 yaşına bassa da
Saçları beyazlasa da
Gözlüksüz daha zor seçse de harfleri
Vücudu yer çekimine daha az direniyor olsa da
Daha olgun daha somurtkan daha tecrübeli daha …olsa da
Annem hep annem
Ben hep onun çocuğuyum
Aslında hala ellerim küçücük onun ellerinin içinde
Hala beni kucağına alsın istiyorum
Bana masal anlatsın
Saçlarımla oynasın
Ben bu evrende var oldukça benim evrenim olsun
Nefesi bana güç versin istiyorum

Seni seviyorum Anne
Kızın olmak çok güzel
Sen de çok güzelsin Anne…
İyi ki doğdun,
Beni iyi ki doğurdun Anne



Kızın
Ayça SELVİ'
Bu yazıyı 'her yazımı olduğu gibi' hissederek yazmışım, 47. yaşına giren anneme, O'na olan sevgimi değil ama artık aileye olan inancımı yitiriyorum...

Geç buldum tez yitirdim

Kahretmesin ki dün çok mutluydum
ve kahretmesin ki çok uykulu .
Uyudum
gün hemen bitiverdi...

Bekleyen Dervişlere

there are worse things than being alone
but it often takes decades to realize this
and most often when you do
it’s too late
and
there’s nothing worse than too late.
- Charles Bukowski

Korkunun Ecele...

Sevgili Sevgilim

Bence sen benimle anlaşmak istemiyorsun.
Yorgunum

Daha ne kadar sevgilim olacaksın
Hangi kavgamızda artık üzülmeyeceğim bile
Söylediklerine aldırmayacağım
Acıtmayacaklar bilmiyorum
Böyle olmasını istemiyorum

Çok sihirli
Çok film gibi
Çok anlatmaya yaşamaya değer
Çok tu benim için
Öyle devam etmeyecek mi
Yazmaya korkuyorum
Görmeye korkuyorum


demişim bir zamanlar
ama görmüşüm eninde sonunda.

1 Nisan 2009 Çarşamba

beni bu güzel havalar..

T- Bu havada ne işin var evde?
A-Bir işim yok, iş arıyorum nette...

Rüya

'Uyanamıyorum, ayrılamıyorum' dedi kelimelerle
A: Neyden neden?
'Senden Ormandan Luna'dan'
A: Rüyalardan zamanında uyanamadığında kabus olup çıkıyor her şey, bu sabah kalbim kırık buruk uyandım ben güne, çalan o şarkıyla.
Ama UYANDIM

Sen de uyanmalısın...

eski bir şarkı...

Anlamazdın
anlamazdın...

Anlamadın.

Devam

Nefes almaya devam et
gerisi geliyor

Coğrafya

Dün mont giyiyordum
Bugün tshirtleyim
Dünya dönüyor dönecek
belki biraz yörüngesi değişecek
ama dönecek...

Pazarlık

Seçenekleri çoğaltıyorum
Ama ihtimaller çoğalmıyor
Sonuç hep aynı
Mı?
Kahretmesin kaç canlıyım ben
Bir türlü ölmüyorum
Ölsem
Sonra dirilsem?

Nu

Yeni doğmuş bebek gibiyim
Öyle ki götümde donum bile yok....

Ne kadar?

- Kimsin sen?
- Herşeysizim
- Biraz abart mıyor musun?
- Biraz abartıyorum...